<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983</id><updated>2011-12-15T12:14:31.530+02:00</updated><title type='text'>Devin Townsend</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>25</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-3163953934515916056</id><published>2009-12-20T19:57:00.005+02:00</published><updated>2009-12-20T20:52:42.339+02:00</updated><title type='text'>devin townsend project - addicted (2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/Sy5s_7AhYFI/AAAAAAAAADY/heuc-ahclo0/s1600-h/The-Devin-Townsend-Project-Addicted-.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/Sy5s_7AhYFI/AAAAAAAAADY/heuc-ahclo0/s320/The-Devin-Townsend-Project-Addicted-.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5417387247200723026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;“Ki ile, daha önce denemediğim, keşfetmediğim müzikal yönlerimi öne çıkarmaya çalışmıştım, ve bu tecrübeyi gerçekten çok sevdim. Ama bu dört albümlük proje içine, kendimden, bugüne dek yapmış olduğum işlerden seçme anları da katmamam imkansızdı. Ve Addicted, tam olarak da bunu ifade ediyor”.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Müzikal açıdan Addicted, Ocean Machine’in ya da Accelarated Evolution’ın – biraz da Physicist’in – kaldığı yerden devam eden, büyük, “a wall of sound” hard rock/heavy metal şarkılarını içeren bir albüm. Hiçbir yere sapmadan doğrudan geliyor ve groove’a ve nakaratlara önem veriyor”. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Eskiden bir sürü şarkım Pnik Floyd-vari bir yol izliyordu. Addicted ise gerçekten çok basit: 11 rock şarkısı ve hiçbir ıvır zıvır yok. Sadece, karanlık ve depresif bir yanı olmayan, sert bir albüm”. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Metale ilk başladığımda, onun arkasında hep varolan enerjiden etkilenmiştim; ama zamanla o enerji negatif bir hal almaya başlamıştı”. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bugün müzik yapan, tonlarca gerçekten sert ve depresif grup var. Benim isteğim ise, bunlara benzemeyen, hiçbir metafor içermeyen bir albüm yapmaktı. Kulağa iyi gelen, iyi bir ritmi olan, ve pozitif bir his veren. Tabi ki bir çok şeyden daha sert, ama bence ‘huzurlu’ ile hem huzurlu olup hem de yüksek sesli, parçalayıcı müzik arasında bir fark var.” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Bu albümü gerçekten çok seviyorum. Beni hiç hazır olmadığım bir şekilde etkilemeyi başarıyor. Bu bolca optimizm barındıran bir rock albümü.” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Eğer sadece ‘yüksek sesle dinlemek istediğiniz’, hiçbir metaforu olmayan bir albüm arıyorsanız, bu o.” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;“Umarım Addicted’ı beğenirsiniz. Belki de bu albümün ortaya çıkmasının nedeni, naklettiği metaforsuzluktan daha uzakta, daha derinlerde yatıyor. Ama özünde Addicted sadece şöyle diyor: ‘Hayat zor. Dünya gerçekten çok pis bir yer olabiliyor... Bu nedenle, hadi dramayı bir kenara bırakalım ve sadece ROCK yapalım – sert gitarlar, büyük nakaratlar ve öldürücü ritmler...” &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşte tam olarak böyle anlatıyor Addicted’ı Devin Townsend. Albümü dinleyeli neredeyse iki ay olacak ve bu süre zarfında elim defalarca gitti bilgisayarımın klavyesine. Bir şeyler karalamak, duyduğumu anlatmaya çalışmak, tarif etmeye uğraşmak için. Yapamadım. Yazdım-sildim. Belki bu yazıyı da sileceğim. Okunabiliyorsa silinmemiş anlamına da gelmesin sakın. Silip yeniden yazmışlığım çoktur hayatımdaki herşeyde. Ama yine de eminim ki yetmeyeceğim anlatılmak istenilene. Kulakla duyulana. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Addicted dört albümlük bir Devin Townsend projesinin ikinci albümü. &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’den bu yana geçen altı aylık bekleme ve &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’yi hazmetme süresinde beklentilerim öyle büyüktü ki Addicted için, albümde ne duyarsam duyayım bana yetmeyeceğini biliyordum. Nitekim aynen de öyle oldu. Addicted, bundan önceki kimi Devin Townsend albümleri (&lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-infinity-1998.html"&gt;Infinity&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;Ocean Machine&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-accelarated.html"&gt;Accelarated Evolution&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;) gibi ilk anda bir türlü ısınamadığım albümlerden biri oldu. Belki &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; ile yakalanan soundun büyüsüne kapılmıştım; belki &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’nin depresif havasının, kendi buhranımla uyuşmasından aldığım ölesiye zevk ile şaşırmış kalmıştım; belki de Devin’ın dinleyicisine (görece) 'doğrudan' hitap yolunu seçtiği diğer albümleri gibi, o ‘doğrudanlık’ı istemiyordu bünyem. Sanki çoğunluğun okumayı sevdiği kitaplardan tiksinen ruh halim, Devin’a yansımıştı. Ama nasıl olabilirdi ki? Devin kime ‘doğrudan’, ‘sıradan’, ‘sevilen’ gelebilirdi ki? Bu yüzden bekledim işte. Addicted hakkındaki görüşlerimin olgunlaşmasını beklediğim. Okuduğum çoğu yorumda Addicted’ın &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’nin üstüne konulmasını görünce dehşete kapılıp, parmaklarımı ısırdım. Ve amiyane tabirle, Addicted’a laflar hazırladım. Okumak isteyenler böyle buyursunlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Öncelikle genel olarak bahsetmeliyim ki, Addicted gerçekten tam da Devin’ın yukarıdaki satırlarda anlattığı gibi, dinleyicisini (görece) yormayan, vermek istediğini dolambaçlı yollara sapmadan ileten, metaforsuz, neşeli, optimist, eğlenceli, dinlemesi ve eşlik etmesi son derece zevkli bir albüm. Bir kere prodüksiyon anlamında, Addicted’ın tek kelimeyle dahiyane olduğunu söyleyerek başlamam lazım. Her bir enstrümanın (vokaller dahil) kristal kalitede duyulması falan değil derdim. Addicted’daki sound gerçekten çok ama çok güçlü. Tam olarak istenildiği, beklendiği ve Devin’dan alışıldığı gibi. Albümün enerjisi, kulaklara gürültü şeklinde değil, son derece organize bir kaos şeklinde geliyor ve insanın bundan büyülenmemesi gerçekten imkansız. Olağanüstü Devin Townsend-diskografisinde bile büyük ihtimalle (&lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-city-1997.html"&gt;City&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; ile kapışsa da) en başarılı prodüksiyonun Addicted’a ait olduğunu belirtmem şart. Müzisyenlik, her Devin Townsend albümünde olduğu gibi, bir kez daha çok üst düzeylerde. Devin ve Mark Cimino gitarlarda gerçekten aranılan ‘wall of sound’u yakalamış durumdalar. Brian Waddel’ın basları net, yerinde ve güçlü. Eski Devin Townsend Band bateristi Ryan Van Poederooyen (özellikle çift kroslarda) bir kez daha döktürüyor. Ve daha önemlisi neredeyse yüzde elli-yüzde elli kırıştıkları vokal departmanında Devin Townsend ile Anneke van Giersbergen muhteşem işler çıkartıyorlar. Devin’ın clean, scream, brutal ve operatik deneyleri (ve bunların harikulade karışımı) dinleyene inanılmaz bir haz veriyor. Anneke ise The Gathering’deki naif, kırılgan ve sade vokalleri yerine bu kez kendisini de aşarak güçlü, sağlam ve katmanlı vokallerini kullanıyor. Bu işte de son derece başarılı olduğunu söylemem gerekiyor üstelik. Şahsi beğenim ne yazık ki hiçbir zaman Anneke’yi üstün kadın vokaller arasına sokmadı. Ben çok daha kendinden emin sesleri her zaman daha tercih edilir buldum. Mesela bir Skin, bir Tori Amos, hatta bir Şebnem Ferah bile bana Anneke’den çok daha çekici gelmişlerdir. İşte bu yüzden Anneke seçiminden tam anlamıyla mutlu olduğumu belirtemiyorum. Gelgelelim, bir kez daha tekrarlamak gerekirse, Addicted’ın vokal anlamında çok başarılı bir albüm olduğunu düşündüğümü ve Anneke'nin bu duruma katkısının en az Devin kadar olduğunu da belirtmeliyim. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gelelim şarkılara, ve koyalım ünlem işaretimizi ! (bütün şarkı isimlerinin sonundaki !’in neyi ifade ettiğini pek fazla çözemedim ama muhtemelen prodüksiyondan ve albümün yapılış amacı olan yüksek enerjiden etkilenilip, bu işaretlere ihtiyaç duyulmuştur)! Albümü açan isim şarkısı, sağlam gitarları (enfes bir riff ile başlıyor her şeyden önce), yüksek enerjili nakaratı ve kulaklara hücum eden müthiş soundu ile son derece başarılı bir şarkı. Albümü kapatacak şarkı olan Awake!’te de duyacağımız sözler ve melodi ile açılan şarkının, &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’yi kapatan Demon League ile herhangi bir müzikal bağlantısı yok. Yani, &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’yi bitirip, Addicted’a geçtiğinizde, bir tür organik bağ bulmanız mümkün değil ne yazık ki. Ama buna rağmen, Addicted!’ın albümü açmak için son derece şık ve albümün geneline göre daha sert bir seçim olduğunu belirtmeliyim. Anneke’nin sesi ile başlayıp, Devin’in müthiş çığlıkları ile devam ediyoruz şarkıda. Mesele bizi kontrol edenler ve bağımlılıklarımız elbette. Şu cümleleri duyuyoruz: “Bırak gitsin; sen kendini gerçekten kontrol edebilen tek şeysin; kendini-kontrol et; bu bizim BİR olduğumuzu ispat edecektir, sen bizi görmek isteyeceksin; sen bağımlısın ki bu da senin arkadaşın olmayı çok zormuş gibi gösteriyor; sen acıya bağımlısın; Benedict-us; pornografiden uzak dur; diyorum ki: hadi dağ gibi olalım! Om!” Sözü geçen Benedict-us, bugünkü Papa 16. Benedict’in latince ismine bir gönderme olabilir. Dolayısıyla acıya olan bağımlılığımızda dinin aracılığına dikkat çekilmek isteniyor de olabilir ama bu sadece bir tahmin elbette. İkinci şarkıya geldiğimizde, Universe In A Ball!’un albümdeki en iyi işlerden biri olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Süper bir davul atağı, enfes bir gitar riffi, çok çok güçlü bir sound ve müthiş Devin vokalleri. 01:13-01:23 arasında değme black metalcileri kıskandıracak kadar lanetli bir gitar-davul uyumu; 01:44- 02:02 arasında muhteşem bir ters köşeye yatırma atraksiyonu ve bir kez daha gümbür gümbür gelen enfes bir nakarat. Bir Devin Townsend şarkısından bekelenebilecek her şeyi bize sunan Universe In A Ball’un karmaşık sözleri ise, duyduğum en yaratıcı yorumlardan birine göre, şu şekilde: şarkıda tüm evrenin bir testis içinde saklı olduğundan bahsediliyor olabilir! Bu da bir önceki şarkıda yapılan Papa göndermesini (papalık için yapılan testis kontrolü düşünülürse) daha manalı kılabilir. Hem böyle olursa, tam da Devin-lık olmaz mı zaten? Bend It Like Bender! bütün albümdeki en catchy nakarata sahip ve albümün de üçüncü sırasında yer alıyor. Anneke’nin nakarattaki vokalleri çok çok başarılı. Nakarat sonundaki 70’ler popunu andıran keyboard-gitar melodileri enfes. Sözlerde yüksek ihtimalle seksten ve seks sırasında iki insanın BİR oluşundan bahsediliyor. Eğlencenin, hayatı fazla ciddiye almamanın kısa bir düsturu desek fazla abartmış olmayız herhalde. Zevkli ama pek Devin-lık olmayan bir şarkı. Üstelik aksi gibi kendisini takip eden dördüncü sıradaki Supercrush!, haddinden (ve bu albümden) fazla orijinallik içeriyor. “Ruhumu kurtarmak istemiyorum şimdi; kontrolü kaybetmek istemiyorum; belki kendin için bir mantık aramalısın; gittin bile; evril”. Albümdeki kontrol temasının, Devin Townsend’ın içinde bulunduğu ‘temizlenme, arınma’ dönemi için önemli olduğu kanısındayım. Uyuşturucuların Devin’ın hayatındaki yeri kendini kontrol etmek ile doğrudan bağlantılıydı şüphesiz; ve onların yokluğunda, bu boktan hayatta kontrolü kaybetmek her ne kadar hala gerekli olsa da, artık daha kontrollü bir adam oluyor Devin ve bu şarkılarına da yansıyor pek tabi. Ama eğer bu şarkı ile bir gelecek projeksiyonu yapılabilirse; kontrolü kaybetmeme isteğinin, albümdeki en kontrolü kaybetmiş şarkıda dile getirilmesi, bana Devin’ın bu ‘temiz’ periyodu yakın zamanda olmasa da, bir şekilde aşacağını anlatıyor. Umarım yanılırım! Bir sonraki şarkı ise bize iki şeyi ispatlıyor: birincisi, &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’taki olağandışı prodüksiyonun bile bu albümdeki sounda karşı çaresiz kalabileceği; ve ikincisi de, (o albümdeki) Hyperdrive’ın (bu albümdeki) Hyperdrive! haline dönüştürülmesinin enfes bir fikir olduğu. Devin’dan dinlemenin de ayrı bir zevk olduğu şarkı, Anneke tarafından resmen uçurulmuş durumda! Albümdeki en başarılı işlerden biri kesinlikle bu. İnanılmaz enerjik, inanılmaz ümit verici, ve canlandırıcı bir iş. “Yelkenle açıl; Hey, özür dilediğini söyle; her gün yeni bir gün; aşk için bağır; hey, ben yalnızım; çabala ve kendi yolunda git”. Müthiş! Altıncı şarkı bizleri bir kahkaha ve süper de bir bas line’ı ile karşılıyor. Bir kez daha pop sularında yüzüyoruz. “Dünyanı tersine döndür; dünyanı tersine döndür ve zihnine odaklan; etrafındaki her şey; her şey çoğalacak zihnine odaklandığında; biz yükseliyoruz”. Sözlerin kışkırtıcılığı maalesef müziğe fazla yansımıyor, çünkü bahsettiğim gibi fazlasıyla konvansiyonel bir Devin bestesi dinliyoruz. Buna karşın, yine de altyapının ne kadar katmanlı olduğunu duymak ise Devin Townsend’a duyduğumuz saygıyı katlıyor. En azından öyle olmalı. Yedinci sıradaki In-Ah! ile ilk (ve son) defa tempoyu düşürüyoruz. Tipik bir Amerikan pop-rock şarkısı. Arpej ile minik riffler arasında gidip gelen hafif distortion’lı gitarlar enfes. Bir aşk şarkısı için fazla Devin var bunun içinde ama bir Devin şarkısı için de fazla aşk görüyoruz. Şarkının, Devin’ın eşi Tracy ile ilgili olma ihtimali var ama şarkıda asıl öne çıkan şey kesinlikle nakarat: “Anlamıyoruz bile; bir şeyler oluyor; anlamıyoruz bile; yani bu nasıl yanlış olabilir ki?” Bir Townsend ürününde görmekten şaşırdığımız ama zevk almamanın olanaksız olduğu fikirlerle dolu minik bir şarkı. Hem zaten sekizinci şarkı ile en azından beklenilen sulara dönüyoruz yeniden. Burada gitarlar çok enteresan gerçekten, çünkü ilk otuz saniye boyunca bildiğimiz bas gitar gibi çalınıyorlar. Ardından artırılan distortion ile normale dönüyoruz dönmesine ama The Way Home! aahiden dört dörtlük bir &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;Ocean Machine&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; bestesi olmuş durumda bile. “Gün ışığında vaktimi harcadım, çok üzgünüm” diyen sözlerin anlamı benim için henüz bir muamma. Daha önce &lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#551A8B;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="text-decoration: underline;"&gt;Accelarated&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-accelarated.html"&gt; Evolution&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; albümündeki Deadhead’de geçirilen bazı metaforları (‘gri çizgiler’) burada da duyuyoruz ve tuhaf şekilde iki şarkı arasında organik bir bağdan, müzikal anlamda da söz edilebileceğini düşünüyorum. İki şarkıda da benzer (aynı değil ama aynı hissi veren) riffler var, ve iki şarkı da pişmanlık ana teması üzerine kurulu. Yine de keşke The Way Home! da Deadhead kadar başarılı olsaymış diye eklemek zorundayım ne yazık ki. Bir sonraki şarkı Numbered! okuduğum yorumcuların favorilerinden, ama müzikal olarak pek yakın bulmadığım (02:18-02:53 arasındaki sweep picking’li bölüm hariç) bu şarkıyı ben daha çok sözel anlamda beğendiğimi belirtmek durumundayım. “Hepimiz numaralandık (insanın aklına ister istemez yıllar yıllar önce TRT'de yayımlanan Prisoner dizisi ve o meşhur "ben bir numara değilim, bir insanım" repliği geliyor!); hepimiz uyuştuk; yalnız değiliz; tüm dünya bir fotoğrafı bekliyor; bunca zaman bir işaret için bekledik; kısa bir zaman sonra bitecek; tüm istediğimiz biraz dürüstlük; kısa bir zaman sonra bitecek; elimizdeki tek şey zaman; bu yüzden, biz de evimizi aradık; sadece Tanrı biliyor Tanrıyı; uçmaya hakkım var; biz ikimiz de biliyoruz ki bir kez bile haklı olmadık; ama denedik; göster şu işareti”. Tanrı-insan ilişkisi hiç bu kadar ayık kafa ile anlatılmamıştı Devin diskografisinde! Ve albümü kapatan Awake! Basitçe albümün en iyisi. Gitarlar, bas ve bateri döktürüyor; vokaller (özellikle 00:55-01:26 ve 04:06-04:24 arasındaki Devin vokalleri) imkansızı oynuyor. “Tüm dünya bir sahne ve biz evimizdeyiz yine, evimizdeyiz yine; uzakta mıyım evimden? bekle... ben biraz öldüm (beklerken, beklerken, bekle..)” Sözler bir kez daha önceki Devin işlerine benzemeye başlıyor. Şarkı gitgide sertleşiyor. “Özgür bırakılmak istiyorum;... Yani kalk, kalk, kalk, kalk, kalk ve YIK” diye bağırırken, bir sonraki albüm Deconstruction’ın da müjdesini veriyor. Ama en sonunda yine numarasını çekip, yumuşak yumuşak (ama düşünceli) uğurluyor bizi: “Dün gece yıldızlara baktık; ve ben gördüm ki, belki.. bundan ötesi yok; ... ve düşüncem değişti”.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Eğer Devin’ın değişen düşüncesi, Awake!’in ortasında yer alan ve Deconstruction’ın müjdesini veren Strapping Young Lad-vari kısımlardaki yolu izlerse (ki Devin, bir sonraki albümün kariyerinin en sert işi olacağını ısrarla her ropörtajında belirtiyor), Deconstruction’ın gerçekten çok çok sert bir albüm olacağını şimdiden öngörebiliriz. Ne &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’deki duygu yoğunluğunun ne de Addicted’daki neşe’nin bir daha herhangi bir Devin albümünde topluca yer alacağını düşünen ben, Deconstruction’dan fazlasıyla ümitliyim. Addicted’ın içinde barındırdığı tüm harika anlara, müthiş müzikaliteye, tekrarlanması bile zor gözüken enfes prodüksiyona ve kaliteli şarkılarına rağmen, Devin için biraz fazla mainstream kaldığını itiraf etmek zorundayım. Townsend’ın amacının da bu olduğunu biliyorum. Müzikte denemelerden de yanayım. Hatta Devin’dan bir 80’ler pop albümü duysam dahi şaşırmam. Ama Addicted, belki de &lt;i&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;Ki&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;’nin ardında bıraktığı yüksek beklenti nedeniyle, bende ufak da olsa bir hayalkırıklığı bırakıyor. Bunun sebebi, bir kez daha tekrarlıyorum, albümün yumuşak ya da pop olması (Devin’ın satması!!! haha!) falan gibi gerizekalıca bir sebep değil. Bu albüm, aksine, kendisine rock ve hatta metal diyen, bir çok paçavradan daha rock ve daha metal. Ama sadece Devin için fazla ‘düz’, fazla ‘doğrudan’. Öte yandan ben kimim ki dünyanın en yaratıcı beyinlerinden birine ‘düz’ veya ‘doğrudan’ diyeyim? Benimki sadece bir iyi niyet gösterisi. Bir şükran şımarıklığı. Kabul edene...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-3163953934515916056?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/3163953934515916056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/12/devin-townsend-project-addicted-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3163953934515916056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3163953934515916056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/12/devin-townsend-project-addicted-2009.html' title='devin townsend project - addicted (2009)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/Sy5s_7AhYFI/AAAAAAAAADY/heuc-ahclo0/s72-c/The-Devin-Townsend-Project-Addicted-.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-1149613125005714750</id><published>2009-10-16T21:26:00.008+03:00</published><updated>2009-12-20T20:30:51.702+02:00</updated><title type='text'>devin townsend diskografi</title><content type='html'>Blog mantığına tamamen aykırı şekilde oluşturulmuş bu dene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-me, yalnızca Devin Townsend ile alakalı değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şey, Devin Townsend'ın kişiliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-nde, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;normal olmayan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-ı yüceltmenin bir aracı olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradanın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vasat olanın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her gün karşılaşılanın v&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e aleladenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzelliklerini aldıkları ekstremlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEVİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mek;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öylesi yukarılardan - ya da öylesi aşağılardan -  hay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atın sıkıcılığına acizane darbeler vurmaya koyulmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kütüph&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anede avazı çıktığı kadar şarkı söylerken, bir konserde fısıldaşma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;k...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin d-inlemediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g-örmediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ç-izmediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;be-ğenmediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üre-tmediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüke-tmediğiyle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlam-adığıyla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlatm-adığıyla kafayı kırmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devin Townsend'a hep h-ayran kalmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend Diskografi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;1993 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/steve-vai-sex-and-religion-1993.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Steve Vai - Sex &amp;amp; Religion&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1994 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ir8-ir8-1994.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;IR8 - IR8&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - demo&lt;br /&gt;1995&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-heavy-as-really.html"&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1996 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Punky Brüster - Cooked on Phonics&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1997 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine - Biomech&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1997 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-city-1997.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - City&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1998 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-christeen-4-demos-1998.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Christeen + 4 Demos&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;- ep&lt;br /&gt;1998 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-infinity-1998.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Infinity&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;1998 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-no-sleep-till.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - No Sleep till Bedtime&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - live in Australia&lt;br /&gt;1999 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-official-bootleg-live-in.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Official Bootleg&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - live in Tokyo and Vancouver&lt;br /&gt;2000 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-i-from.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Ass Sordid Demos I&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - 1990-1996 demolar&lt;br /&gt;2000 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-physicist-2000.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Physicist&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2001 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Terria&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2003 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-syl-2003.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - SYL&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2003 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-accelarated.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Devin Townsend Band - Accelerated Evolution&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2004 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-ii-from.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Ass Sordid Demos II&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;- 1991-1993 demolar&lt;br /&gt;2004 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-devlab-2004.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Devlab&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2005 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-alien-2005.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - Alien&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2006 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-hummer-2006.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - The Hummer&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2006 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-new-black-2006.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - The New Black&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2006 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-synchestra-2006.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Devin Townsend Band - Synchestra&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2007 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend - Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2008 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-new-black-2006.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad - C:Enter:###&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - ep&lt;br /&gt;2009 &lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend Project - Ki&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; - full length&lt;br /&gt;2009 &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/12/devin-townsend-project-addicted-2009.html"&gt;Devin Townsend Project - Addicted&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; - full length&lt;br /&gt;2009 &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend Project - Deconstruction&lt;/span&gt; - full length&lt;br /&gt;2009 &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend Project - Ghost (henüz resmi değil)&lt;/span&gt; - full length&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-1149613125005714750?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/1149613125005714750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-diskografi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1149613125005714750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1149613125005714750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-diskografi.html' title='devin townsend diskografi'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-7909682369541598217</id><published>2009-10-16T21:14:00.006+03:00</published><updated>2009-12-27T19:26:38.198+02:00</updated><title type='text'>devin townsend project - ki (2009)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDPLODmGI/AAAAAAAAAAo/OYJ9RNEISak/s1600-h/DevinTownsendKi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDPLODmGI/AAAAAAAAAAo/OYJ9RNEISak/s320/DevinTownsendKi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393275219253368930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi yıla yaklaşan kariyerinde, yalnızca ikinci defa bir seneyi (2008) boş geçen Devin Townsend, bu periyodu ‘arınma’ diye adlandırıyordu. Bu, gerçekten de bir ‘arınma’ydı çünkü, kendi ifadesine göre, Devin ilk defa alkol, uyuşturucu(lar), sigara(lar) veya farklı keyif verici madde(ler) olmadan, bir projeyle ilgileniyordu. Tracy’sine yazdığı şarkılar (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Away&lt;/span&gt;), baba olma isteğini cümle aleme dinlettiği besteler (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Babysong&lt;/span&gt; - “neden bir bebeğimiz olmuyor... babalık tüm hataları doğruya dönüştürür”), anlaşılan o ki sonuç vermişlerdi, çünkü Devin artık yalnızca müzik aleminin değil, Reyner Liam Johnstan’ın da babasıydı ve bu ‘kendini-keşfetme’ periyodunda, şu anda iki buçuk yaşında olan o ufaklığın da payı büyüktü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılında artık &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad&lt;/span&gt; de, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Devin Townsend Band&lt;/span&gt; de yoktular... &lt;a href="http://www.roadrunnerrecords.com/blabbermouth.net/news.aspx?mode=Article&amp;amp;newsitemID=54611"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Blabbermouth&lt;/span&gt;’a konuşan Devin, her iki grupla da geçirmesi gereken zamanın, harcanması gereken enerjinin, ispatlanması gereken yeteneğin ve dışa vurulması gereken öfkenin miyadının dolduğunu, bundan sonra başka müzisyenler, başka müzikler ve başka fikirlerle yeniden doğmanın sırasının geldiğini söylüyordu. Yine &lt;a href="http://www.roadrunnerrecords.com/BLABBERMOUTH.NET/news.aspx?mode=Article&amp;amp;newsitemID=116527"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Blabbermouth&lt;/span&gt;’ta yayınlanan bir sonraki ropörtajında ise 2009 yılında piyasaya çıkartmayı düşündüğü dört albümlük bir projesinin (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devin Townsend Project&lt;/span&gt;) olduğunu, ilk albümünün adının &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;, ikincisinin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Addicted&lt;/span&gt;, üçüncüsünün ise &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Deconstruction&lt;/span&gt; olacağını; ancak hala dördüncü albümün ismini bilmediğini açıklıyordu. Bu dört albümde de, farklı müzisyenlerle çalışacak, farklı müzikler ortaya koymaya çalışacaktı. Ve hepsinden önemlisi, bu dört albümde de, tamamen ‘clean’ (arınmış) olacaktı. Bunun kendisi için gerçek bir mücadele olacağını ve bunu şimdiden sabırsızlıkla beklediğini belirtiyordu. Tıpkı, fanlarının onu beklediği gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu Mayıs ayının başlarında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt; internet ortamına düştü. Şahsım adına, özellikle merakla beklediğim albümleri internetten indirecek olsam bile, çıkış tarihlerini beklemeyi, ondan sonra dinlemeyi uygun buluyorum. Aslında buluyordum. Çünkü, hayatımın son derece çalkantılı ve bir o kadar da kendimi yalnız hissettiren bu döneminde, sesini duymak istediğim birine; belki de ‘anlayabildiğimi’ düşündüğüm birinin aklına ihtiyacım vardı. Ve irademe hakim olamadan, yaklaşık bir hafta önce &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;’ı indirdim ve o günden bugüne de aralıksız bu albümü dinliyorum. Normalde bir Devin Townsend albümünü hazmetme, algılama ve anlatma safhası, hiç şüphesiz bir haftadan daha fazla sürmeli, bunu ben de biliyorum.  Bu yüzden, zaman içinde fikirler de, insanlar da, dinleyişler de değişebileceğinden; şimdilik bu yorumun açık uçuklu bırakıldığını belirtiyorum. Zaten dört albümlük bir projenin, yalnızca ‘girizgah’ı olan bir albümü iyice anlamak için, diğer albümlere de ihtiyaç duyulması gerektiğini de son olarak ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan belirtmeliyim ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;, gerçekten de bir ‘arınma’ sürecinden çıkmış gibi duran; bundan önceki Devin Townsend albümlerine çok az benzeyen – hatta istisnasız tüm albümlerin içerdiği ‘sertliği’, ‘şiddeti’, ‘öfkeyi’ ve ‘hız’ı neredeyse hiç içermeyen – ve kesinlikle ‘deneysel’ tarzda hazırlanmış, apayrı bir albüm. Devin, ufak bir iki yerde çığlıklarını – onlar da çok çok derinlerden gelmek üzere – açığa çıkarıyor; davul çok çok az yerde çift cross namına bir şeylere bulaşıyor; gitarlar minimal düzeyde distortion içeriyorlar; ve hepsinden çok daha ilgi çekici olanı, neredeyse bütün şarkılar, an gelip ‘patlama’ yapacak gibi oldukları yerlerde, bir anda ufacık gitar notalarına, derinden gelen seslere, minik sololara veya fade-out’lara dönüşüyor – neredeyse dinleyenin yüreğini ağzına getiriyor, ağzına bir parmak bal çalıyor ama hiçbir şekilde sertliğe bulaşmıyorlar. Devin’ın bulduğu müzisyenler bir kez daha çok başarılılar. Aslen bir caz/rock bateristi olan ve zamanında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Jimmy Hendrix&lt;/span&gt; ile bir jam-session’a katılmışlığı vuku bulan Duris Maxwell, sağlam tuşesi, enfes temposu ve kesinlikle çok şık duran atakları ile göz dolduruyor. Büyük bir ihtimalle Devin’ın yazdığı notaları çalıyor olsa da, bas gitarist Jean Savoie hiçbir şekilde sırıtmıyor ve bir kaç şarkıyı taşıyan, sürükleyen bası ile yeteneklerini sergiliyor. Bir kaç şarkıda sesini duyursa da, eğitimli bir blues vokalisti olan Ché Dorval, bayan vokallerin de Devin Townsend müziğinde yerinin olduğunu ispatlıyor, şarkılara çok değişik bir hava katıyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Devin Townsend Band&lt;/span&gt;’den kalma Dave Young ise keyboardları iyice geriye çekilmiş duran Devin Townsend müziğinde hala bir yeri olduğunu gösteriyor; bazı yerlerde &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt;’e kayan keyboard nameleri ile de kendisine duyulan sempatiyi artırıyor. Fakat müzisyenlik konusunda, üzerinde daha fazla durulması gereken kişi, bir kez daha Devin Townsend’ın kendisi oluyor. Kendisinin de belirttiği gibi, gitar çalış stilinden, vokaline; hatta beste yapılarından, bulduğu melodilere kadar değişen bir Devin Townsend var karşımızda. Albümde en başarılı olduğunu düşündüğüm yan olan gitarlarda, bugüne dek hiçbir Devin albümünde kullanılmadığı sıklıkta (belki de toplamında!) kullanılmış arpejler, minik ve çok güzel melodilerden oluşmuş sololar ve kesinlikle oraya buraya serpiştirilmiş mükemmel clean riffler ile Devin resmen yepyeni bir gitariste dönüşmüş gibi duruyor. &lt;a href="http://www.pitriff.com/index.php/cd-reviews/78-melodic-rock-bands/170-devin-townsend-project-ki-inside-out"&gt;&lt;/a&gt;Bazıları, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;’ı “multi-disiplinli ve ultra-yaratıcı” diye tanımlıyorlar ise, bana göre bunun altında yatan neden işte bu gitarlarda saklı. Ayrıca çok daha gerilere itilmiş klavyeler, neredeyse minimumda seyreden sample’lar ve bir gitar gibi şarkıları taşıması için yazıldığı sezilen bas riffleri ile Devin, aslında müzikal yaratıcılığı konusunda da yepyeni denizlere açılabileceğini gösteriyor. Sözün özü, bugüne de Devin Townsend’a ait herhangi bir albümü dinleyip beğenenleri de, ondan nefret edenleri de yeni, farklı, kesinlikle bambaşka bir Devin Townsend ürünü bekliyor. Daha fazla rock, daha fazla müzisyenlik, daha fazla sükunet ve daha fazla gitar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan enstrümental &lt;span style="font-style: italic;"&gt;A Monday&lt;/span&gt;, aslında ismiyle de, müziğiyle de albümde karşılaşılabilecekler hakkında bir fikir veriyor. İlk bakışta, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Olives&lt;/span&gt; ile açılan &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt; albümüne benzer bir şeylerin geleceğini belli ediyor gibi gözükse de, &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;’dan çok daha ‘aklı-başında’ bir albümü de müjdelemeden geri durmuyor. ‘Bir Pazartesi’ gününden beklenilmesi gereken her şeye – ne eksik, ne fazla – sahip ve güzel bir ısınma... Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Coast&lt;/span&gt; ise, bana göre hem bu albümün en iyi şarkısı, hem de ayrıcalıklı Devin Townsend diskografisinin en başarılı dakikalarından biri. Bu kadar iddialı bir sözü, albümü dinleyeli henüz bir hafta olmuşken söylemek bana da pek akıllıca bir hareketmiş gibi gelmiyor ama şarkıyı kafamda deşifre ettiğimde, benim gibi bir müzikseveri tatmin etmemesi imkansız bir beste ile karşı karşıya olduğumu da rahatlıkla görüyorum. Şarkı kısa bir sample ile açılıyor. Sanki yakınlaşan ya da henüz yeni yanınızdan ayrılan bir tren sesine benziyor duyduğumuz ama bundan emin değilim. Otuz altıncı saniyede sesini ilk kez işittiğimiz Devin, bugüne dek kendisinden hiç duymadığımız bir sakinlik ve ses tonunda, insanın içini rahatlatan bir şeyler fısıldıyor sanki: “Bu şekilde gidiyorsa, bu şekilde gidiyordur... Ben gitmeye hazırım.. yani git... sen git...” İşte tam bu anda giren sesler, daha ilk anda beynimizi hipnotize eden gitar melodilerinin aslında ne kadar etkili olduğunu hatırlatıyorlar. Devin, bugüne dek çaldığı en rock, en &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Radiohead&lt;/span&gt;-vari, hatta bazı bazı en &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tool&lt;/span&gt;-vari melodilerini bir araya getiriyor. Ortaya, tüm müzik tarihinin en iyi bestelerinden biri çıkıyor. Ve şanslıyız ki, şarkı daha yeni başlıyor. “Senin eşyalarını aldılar ve sahile doğru yola çıktılar... Hayatta en çok ihtiyaçları olan şeyi inkar ettiler... Aşkın unutulmuş çocuğu... Vahşi hayata doğmuş... Sahile gel... Sahile gel... Sahile gel... Sahile gel, o seni bulacak...” Bu satırların altına döşenmiş gitarlar gerçekten de bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tool&lt;/span&gt; şarkısını andırıyor ama çok daha çiğ, çok daha işlenmiş ve tuhaf ama çok daha ‘gerçek’ gibi geliyorlar kulağa. “California’nın ışıltısından Toronto’nun buzullarına düşen herkes bunu bilmeli... Ben unuttum şimdi... Sen göstermez misin ki bana?... Gel...” Ve işte belki de her şey burada başlıyor. Canım’ın “sen bu kısımları dinleme, çok tehlikeliler bunlar” dediği o anlara!... “Yani kaç... Kaç buradan... Sadece kaç buradan... Sadece kaç buradan sevgilim... Çünkü aşkın unutulmuş çocuğu... Vahşi hayata öyle bir gidiyor ki... Gel... Biri beni aldı, kaçırdı... Bir şey beni kontrol ediyor...” Dört dakika otuz beş saniye süren şarkının son bir dakikası, sanki bir &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; bestesinin, bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad&lt;/span&gt; şarkısına dönüşmesine şahit oluyormuşuzcasına sürükleniyor. Ama beklenen olmuyor. Devin tam da delirecekken bir anda sakinleşiyor, ehlileşiyor, evcilleşiyor. Ya da yaptığı her neyse, eski Devin’a hiç benzemiyor. Ve ironik bir şekilde, en az eski Devin kadar etkiliyor insanı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Coast&lt;/span&gt;’un fade-out’unun arkasından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Disruptr&lt;/span&gt;, “beklemekten, silinip gitmekten yorulmuş, depresyona girmekten hasta olmuş” bir adamın psikolojisini andıran sözleri, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Coast&lt;/span&gt;’a son derece uyumlu devam eden müziği, ve 01:50 civarlarında giren kısacık-brutal vokali ile, bir Devin Townsend şarkısından çok, yavaşlatılmış bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Annihilator&lt;/span&gt; şarkısını andırıyor. 02:45 dolaylarında giren “ben buralardan geldim; evrenin hakimi... ve bunlar için zamanım yok... sizin evreninizin semptomları... kafa dağıtıcıları...” kısmı ise sanki bir &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt; şarkısı dinliyormuşuz izlenimini veriyor. Albümdeki en Devin-vari kısımları da, bu mısralardan sonra gelen vokaller alıyor zaten. Şarkı tam en sert haline geçecekmiş gibi bir izlenim verirken, benzer bir melodi ile yola çıkıp, bizi bir kez daha albümün özüne ve sükunetine döndüren ise üçüncü şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gato&lt;/span&gt; oluyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Disruptr&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gato&lt;/span&gt; arasondaki organik bağ, daha ilk saniyelerden kendisini belli ediyor. İki şarkıda yer alan melodilerin uyumunu, güzel bir biçimde, koparan ise 01:43’te giren bayan vokaller oluyor. Üstelik Devin da bu vokallere, scream/clean karışımı vokalleri ile eşlik ediyor. 03:00’dan sonra kopan şarkıyı, eski haline ve minvaline sokan ise 03:25’te giren &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tool&lt;/span&gt;’umsu gitar riffleri oluyor. 04:40 ve sonrasında bir kez daha coşacak gibi olsak da, tıpkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Disruptr&lt;/span&gt;’da olduğu gibi, bir defa daha, bir sonraki şarkının ilk saniyeleri itibariyle özümüze dönmüş oluyoruz. Sıradaki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terminal&lt;/span&gt; ile iyice atmosferik rock’a kayan Devin, son derece güzel bir gitar arpejinin üzerine kurulu bu şarkıyı, fısıldarmışçasına yaptığı vokalleri, güzel sözleri ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Porcupine Tree&lt;/span&gt;-vari soloları (ve hatta atmosferi) ile daha önce denemediği sularda yüzdüyor ve hayatta kalmak şöyle dursun, sörf tahtasındaki akrobasisi ile göz dolduruyor. Yaklaşık yedi dakika süren bu serüveni noktalayan ise, albümün en-Devin-vari şarkısı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heaven Send&lt;/span&gt; oluyor. Benzer isimli &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Konkhra&lt;/span&gt; şarkısı ile alakası olmayıp, neredeyse %100 pop bir müzik fikrini, bolca agresif vokal ve gitar ile süsleyen Devin, albümdeki en değişik, en materyalist(!) ve en beklenen şarkıyı oluşturuyor. Şarkının ikinci dakika ve elli sekizinci saniyesine dek katman katman ilerleyen Devin-vokallerine eklenen bayan vokaller ve hemen ardından gelen scream vokaller ile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gato&lt;/span&gt;’ya da selam çakan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heaven Send&lt;/span&gt;, sözleri ile &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;’ya, gitar solosu ile de önce &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pink Floyd&lt;/span&gt;’a, akabinde de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Steve Vai&lt;/span&gt;’e referans veriyor. Biraz fazla tekrarlı olması dışında kusuru olmayan bu şarkıdan sonra, albümde yalnızca Devin’a ait olmayan iki besteden (tüm elemanlarca katılınan bir jam-session ürünlerinden) biri olan, enstrümental &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ain’t Never Gonna Win...&lt;/span&gt; geliyor. Devin’ın solo gitarı bu kez cidden blues’a, hatta &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Stevie Ray Vaughan&lt;/span&gt;’a kayıyor. Basit bir melodi, sağlam bir müzisyenlikle besleniyor ve ortaya son derece rahatlatıcı bir şarkı çıkıyor. Albümün sekizinci şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Winter&lt;/span&gt; ise, bana göre &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Coast&lt;/span&gt;’tan bu yana dinlediğimiz en iyi şarkı oluyor. “Nasıl olur da kış ayırabilir?” diye devam eden ve gerçekten olağanüstü bir atmosfer yaratan bu mükemmel beste, Devin’a ait en değerli hazinelerin arasına giriyor. Bir kez daha &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Porcupine Tree&lt;/span&gt; havasını soluyor, yine aynı diyarlardan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Radiohead&lt;/span&gt;’e (ilk halleriyle) ‘merhaba’ diyoruz. 02:53'te giren sample'larla &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ulver&lt;/span&gt;'ın (Perdition City albümünden) dahiyane şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Porn Piece or the Scars of Cold Kisses&lt;/span&gt;'taki (02:35'ten sonra başlayan) olağanüstü elektronik kısmı hatırlıyor, bir kez daha mutlu oluyoruz. Chill-out böyle bir şey olsa gerek diye iç geçirirken bizlere selam gönderen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Trainfire&lt;/span&gt; ise, tam anlamıyla şok edici &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Elvis Presley&lt;/span&gt; vokalleri ile açılıyor ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pink Floyd&lt;/span&gt;’un (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dark Side of the Moon&lt;/span&gt; albümünden) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Brain Damage&lt;/span&gt;-ımsı (ki o da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Beatles&lt;/span&gt;’dan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dear Prudence&lt;/span&gt; afırtması olduğundan, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Beatles&lt;/span&gt;-ımsı!) bir hava ile ilerliyor. Biraz country, bolca rock, hatta bazı bazı scream vokaller ile süslenen dahiyane bir beste halini alıyor. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Lady Helen&lt;/span&gt; ise, yalnızca isim benzerliği ile değil, mükemmel bir ballad olmasıyla da &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Queensryche&lt;/span&gt;’ın (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Promised Land&lt;/span&gt; albümünden) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Lady Jane&lt;/span&gt;’ini andırıyor. Albümün ‘sigara molaları’ndan biri, ama kesinlikle boşa harcanmaya değmeyecek değerli bir beste. “Gözler ilerde” sözlerinin defalarca tekrarlanması, ne hikmetse, müthiş bir atmosfer yaratıyor gerçekten! Albümün on birinci sırasındaki isim şarkısı, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;, ise kesinlikle albümün en değerli şarkılarından birini temsil ediyor. Harika bir arpej. Olağanüstü vokaller. Ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html"&gt;&lt;/a&gt;’tan alınma – son derece geriye itilmiş – davul partisyonları. Bu davulların, Ziltoid’deki gibi drum machine ile mi, yoksa Duris Maxwell’ce mi çalınmış olduğu, hala merakımı cezbeden bir soru olsa da, şarkının 04:20’den sonra giren bu müthiş dakikalarının, albüme ait de en iyi dakikalardan biri olduğunu belirtmeliyim. Bana göre sırf bu şarkı ve bahsi geçen davul partisyonlarının üzerindeki operatik Devin-vokalleri bile, albümü almak için yeterli bir sebep ama yine de siz bilirsiniz tabi... Albümün sondan ikinci şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Quiet Riot&lt;/span&gt; ise, Devin’ın sözleriyle ‘hala arızalı olsa da, arık iyi ve hayatını daha iyi bir halde yaşamayı seçmiş’ olan bu deli müzisyenin ruh halini anlatıyor. “Yağmur hala yağıyor, acı hala körfezde, bir sonraki günü bekliyor” ama Devin artık değişik bir şeyler sunuyor bizlere. Fakat albümü kapatan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Demon League&lt;/span&gt; belki tüm bu duyduklarımızın bir yanılsama olduğunu hatırlatan sözleri ve bu sözlere bir o kadar tezat rahatlatıcı müziği ile arz-ı endam ediyor. Ve bir sonraki albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Addicted&lt;/span&gt;’a ortamı hazırlıyor gibi gözüküyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bana öyle geliyor!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt; bitiyor, evet ama ben hala kendimi ‘bitmiş’ gibi hissetmiyorum. Ve bu gerçekten, herhangi bir Devin Townsend ürününe göre ‘değişik’ bir şey. Bunun bir girizgah olduğunu ve devamının geleceğini biliyorum ama yine de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;, açıkçası, yetmiyor. Beklentileri sonuna kadar karşılasa da, halefini daha da merakla beklemekten ve – şimdilik - üç olağanüstü şarkı (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Coast&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Winter&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ki&lt;/span&gt;) armağan etmekten başka bir fonksiyona sahip olamıyor. Devin Townsend’ın yaptığı en değişik, en farklı, en atmosferik, en sakin ve en anti-Devin albümü bu şekilde bitiyor. Ağızlara koca bir parmak bal çalıyor. Tatları damaklarda bırakıyor. Kendisini defalarca dinlettiriyor. Bir türlü bıkkınlık getirtmiyor. Ama yetmiyor. Fazlasını istettiriyor. Ve bu deli hayranı, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Addicted&lt;/span&gt;’a ışınlıyor. En ‘alelade’ Devin albümüne, ‘alelade’ bir selam gidiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-7909682369541598217?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/7909682369541598217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7909682369541598217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7909682369541598217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-project-ki-2009.html' title='devin townsend project - ki (2009)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDPLODmGI/AAAAAAAAAAo/OYJ9RNEISak/s72-c/DevinTownsendKi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-3112232286003032709</id><published>2009-10-16T21:12:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:01:39.770+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - ziltoid the omniscient (2007)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDDJM4isI/AAAAAAAAAAg/t-A4N7AW-L0/s1600-h/DevinTownsendZiltoid.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDDJM4isI/AAAAAAAAAAg/t-A4N7AW-L0/s320/DevinTownsendZiltoid.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393275012553149122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gruplarını ve grup arkadaşlarını 2006'da bırakan Devin Townsend, her şeyini kendi yaptığı (beste, söz, düzenleme, prodüksiyon, mix, gitarlar ve vokal dışında, baslar ve EZdrummer software'ini - &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Meshuggah&lt;/span&gt; davulcusu Tomas Haake'nin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Drumkit from Hell&lt;/span&gt; software'inin daha basit bir versiyonu - kullanarak yazdığı davullar) yeni albümü ile müzik piyasasına bir kez daha, otuz küsür yaşında bir adamın bile, hala nasıl olup da yepyeni şeyler üretebileceğini gösteriyordu! İlk albümünden bu yana onlarca albümde, yüzlerce konserde, binlerce stüdyo kaydında bulunmuş bir adam hala orijinal fikirler ile müzik yapabiliyor ve bunu neredeyse yılda bir albüm çıkartarak başarıyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt;, Devin Townsend diskografisinin en iyi, en ilginç, en tuhaf ve en manyak albümlerinden biri oldu. Her şeyden öte, bu bir konsept albümdü. Dört boyutlu uzaylımız Ziltoid, öyle 'omniscient'tı (her şeyi bilen) ki "eğer iki her şeyi bilen olsa, her ikisi de" o olurdu! Amacı ise, dünyaya gelip "the ultimate cup of coffee"yi (en iyi kahveyi) bulmak ve onu zaman makinesine koymak, böylece gelmiş geçmiş en iyi gitarist olmaktı!!! Bu 'hikaye'nin ne tip bir beyinden çıkabileceği bir yana, bu konsepte böylesine uyan bir müzik yaratmak, gerçekten herkesin harcı değildi. E zaten Devin da, herkes değildi!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Intro kıvamındaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ZTO&lt;/span&gt; albümü ışın tabancaları ile açıyor, Ziltoid'i tanıtıyordu: "Selamlar insanlar! Ben Ziltoid, her şeyi bilen. Başka bir omniverse'ten geliyorum. Beni en iyi kahvenizle mestedeceksiniz: ve kahve siyah olacak. Bunun için beş dünya dakikanız var. Kusursuz olsun!" İkinci şarkıda da bu tanıtım devam edecekti. Sekiz dakikanın üzerindeki epik şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;By Your Command&lt;/span&gt;, yaklaşık dört buçuk dakika boyunca evriliyor, evriliyor ve yerini Ziltoid'ın konuşmalarına bırakıyordu. Bu sırada Devin'ın bulduğu melodiler ciddi anlamda kafa karıştırıcıydı! Albümle ilgili bazılarının en büyük eleştiri konusu olan drum machine, bana göre son derece kıvamında kullanılıyordu ve böylesi 'uzaylı' bir atmosfer için, içindeki metalik hava ile son derece uygun görünüyordu. Bilhassa şarkının yedinci dakikasına alttan alta bağlanan ve 07:25 civarında zirveye çıkan kısımda, davulların kullanılışı mestediciydi! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoidia Attaxx!!!&lt;/span&gt; tam anlamıyla uzaylı saldırısı gibi bir şarkıydı ve kahvesini bulamayan Ziltoid'in "bize kahve verin! bize köpük verin!" serzenişlerini içeriyordu. Devin Townsend'ın arka plana yerleştirdiği mükemmel korolar, şarkının karakteristiğini oluşturuyorlardı. Ziltoid'in berbat gitar solosu bile şarkıya o kadar yakışıyordu ki, Devin'ın aklına bir kez daha hayran olmamak elde değildi! Albümün en uzun şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Solar Winds&lt;/span&gt;'de, dünyayı bu uzaylıdan kurtarmak için görevlendirilen Captain Spectacular'ın, Ziltoid'in gerçek yüzünü gördüğünü ve onun aslında bir "inek" (nerd - inek şaban'ın ineği değil!!) olduğunu açıklaması ile başlıyorduk. Üç buçuk dakikadan fazla bir süre, önce akustik, sonra ağır doom devam eden şarkı, 03:52 civarında bir death-thrash metal şarkısı oluveriyordu. Şarkıda kullanılan keyboardlar tek kelimeyle mükemmel bir atmosfer yaratıyorlardı. Şarkının hiç bir yerinin kendini aynen tekrarlamaması ve böylesi sert bir albümü, bu derece düşen bir tempoda bile ayakta tutabilmesi, alkışlanması gereken olaylardı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hyperdrive&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; günlerine selam çakan harika bir melodiyi çalan efektli gitarlarla açılıyor, bir önceki şarkının mid-temposunu devam ettirse de, kulağa son derece çarpıcı geliyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;N9&lt;/span&gt;, albümde tempoyu bir kez daha üste çıkaracak gibi başlayan ancak upper-mid tempoda karar kılan iyi bir şarkıydı. Ziltoid "daha benden kalan son parçayı görmediniz" tehditlerini savururken, Devin'ın şarkı söyleme yeteneği bir kez daha tavanda gezmekteydi! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Planet Smasher&lt;/span&gt;, bana göre, albümün en iyi şarkısı olarak karşımıza çıkıyordu. Sürekli yükselen sert bir gitar riffi üzerinde, Ziltoid komutanları ile altı-boyutlu Planet Smasher'ını kullanıp kullanmamayı tartışıyordu. Devin'ın "cherish the mind, cover your mind, cherish your mental sanctum, cower to war, cower to war, cower to war, on the Earth!" şeklinde söylediği kısım, bir insanı nasıl bu kadar etkileyebiliyor, anlamam gerçekten çok çok zor! Özellikle son bölümleri ile tam bir progresif şaheser! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Omnidimensional Creator&lt;/span&gt;, Ziltoid'in "Her-boyutlu Yaratıcı" ile yaptığı konuşmayı içeren kısa bir ara idi. Gördüğü içiçe geçmiş şekiller ve halüsinasyonlardan korkan Ziltoid'e, bu 'hippi' yaratıcının tavsiyesi ise "chill out man!" oluyordu! Ve biz de bu kısa aradan sonra albümdeki en iyi şarkılardan biri olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Color Your World&lt;/span&gt;'e geçiş yapıyorduk. Bir kez daha sert bir açılış yapıyor, neredeyse bir Strapping Young Lad bestesi dinliyor ancak bir kez daha soft bir bölüme geçiş yapıyorduk. Fakat şarkının son kısmı ve Devin'ın "siz sadece birer kuklasınız" dediği kısımda bir kez daha sertleşiyor, sertleşiyor ve sonuçta death-metal bir havaya giriyorduk. Sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Greys&lt;/span&gt; de tıpkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hyperdrive&lt;/span&gt; gibi kendisinden önce gelen sert bir şarkıyı yatıştıran, Devin'ın mükemmel vokali ve &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; benzerliği ile öne çıkan sağlam bir beste idi. Son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tall Latte&lt;/span&gt; ise albümün outrosu oluyordu: hep birlikte bir kahve dükkanına giriyor, oradaki patronun, uyuyan elemanına "hey uyan bakalım, sırada bekleyen müşteriler var" dediğini duyuyor; ve bütün bu hikayenin, bir kahve zincirinde çalışan bir elemanın gündüz düşleri olduğunu anlıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin nasıl bittiği bir hayli tartışmalı da olsa Devin Townsend, zihninin tüm berraklığı ve karmaşıklığı ile bir kez daha hayran olunası, takdir edilesi ve son derece yaratıcı bir hikaye ve bu hikayeye tam manasıyla cuk oturan mükemmel bir müzik ile karşımıza çıkmış, bir kez daha hedefi tam on ikiden vurmayı başarmıştı! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt;, bir çok fanzine ve dergi tarafından yılın albümü seçilmeyi başardı. Şahsi kanaatim, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ziltoid the Omniscient&lt;/span&gt;'ın gerçekten müthiş bir albüm olduğu, ancak Devin diskografisinde bile ilk beşe oynayamayacağı yönünde. Etraftaki bir sürü çer çöp ve bir sürü saçmalık içerisinde, elbette ki en iyilerden biri ancak esas mesele içtenliği, samimiyeti ve kalitesi ise, zaten diğer Devin albümlerinin de sunduğu bir reçete, bahsettiğimiz. Müzikal açıdan süper bir kaç noktaya karşı, genel anlamıyla en iyi Devin işlerinden biri olduğunu söylemek biraz haksızlık olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-3112232286003032709?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/3112232286003032709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3112232286003032709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3112232286003032709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ziltoid-omniscient-2007.html' title='devin townsend - ziltoid the omniscient (2007)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDDJM4isI/AAAAAAAAAAg/t-A4N7AW-L0/s72-c/DevinTownsendZiltoid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-1884653262773337692</id><published>2009-10-16T21:11:00.003+03:00</published><updated>2009-10-16T22:36:16.035+03:00</updated><title type='text'>the devin townsend band - synchestra (2006)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDfNoJkGI/AAAAAAAAAAw/1X2pQreRa-g/s1600-h/synchestra.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDfNoJkGI/AAAAAAAAAAw/1X2pQreRa-g/s320/synchestra.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393275494777589858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yine 2006 yılı. Yine Devin Townsend. Yine bir başyapıt. “The Band” ile kaydettiği ilk albüm olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Accelerated Evolution&lt;/span&gt; ile çok başarılı – ancak biraz fazla tekrarlı - bir yapıt ortaya koyan Devin Townsend, kadrosunu değiştirmeden koruduğu grubu ile, ilk albümden üç yıl sonra, tam bir müzikal şaheser ortaya koyacaktı! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Synchestra&lt;/span&gt; gerçekten olağanüstü bestelere sahip, inanılmaz bir soundu olan, süper bir müzisyenlik içeren, büyüleyici bir albümdü. Hiç şüphesiz Devin Townsend diskografisinin en iyi beş albümünden biri olarak görülebilirdi, görülmeliydi. Klasik gitar-bas-davul üçlüsüne ek olarak zaten varolan keyboard’ların yanına tuba, flüt, mandolin, hammond org gibi bir sürü yeni enstrüman eklenmiş; şarkıların derinlikleri – düşünmesi bile zor olsa da – daha da artmıştı. 2006 yılı, Devin için, ve tabi ki onun hayranları için çok bereketli bir yıl olmuştu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm, tam bir buçuk adet akustik şarkı ile açılıyordu. Devin Townsend diskografisi, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Opeth&lt;/span&gt;-vari akustik pasajları ile ünlü değildir. Hatta akustik gitarın baskın olarak kullanıldığı şarkısı dahi yoktur ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Let It Roll&lt;/span&gt;, buna bir istisna teşkil eder. Çok tatlı bir akustik gitar melodisine eşlik eden, tertemiz Devin vokalleri “içeri gel, aşkım... içeri gel, öyle yabancı gibi davranma... bazı zamanlar... çoğu zamanlar... ben, kendim kalırım yabancı gibi.. hadi bıraklım akışını... çünkü zamanla, geçer gider... zaman hiçbir şeyin aynı kalmadığını ispat eder..” derken, son iki cümlede karar değiştirir: “ama değişim zamanı sona erdi; o hala seni sevecek ama ben değil!”. Hemen arkasından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hypergeek&lt;/span&gt;, sanki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Let It Roll&lt;/span&gt;’un kaldığı yerden – hatta daha güzel bir akustik melodi ile – devam eder. Ta ki... Dakikalar 00:59’u gösterdiğinde bagetler birbirine vurulur; deli gibi coşkun gitarlar ve double-bass davular birbirini kovalar, Devin “uyanın, eğlenin!” der! Üçüncü sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Triumph&lt;/span&gt;, albümün ilk şaheseri olacaktır. Önce kesik kesik gitarlar duyarız, nakaratla birlikte coşmuşken tekrar duraklarız; nereden çıktığı belli olmayan bir hammond orgu ile şaşkınlık geçiririz; bu kez öğrencisinin albümüne konuk olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Steve Vai&lt;/span&gt;’in tipik gitarlarıyla doruğa ulaşırız. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Babysong&lt;/span&gt;, Devin Townsend’ın “neden bir bebeğimiz olmuyor... babalık tüm hataları doğruya dönüştürür” şeklinde büyük ihtimalle eşine seslendiği değişik bir şarkıdır. Baştaki melodi çok tanıdık gelir, araya süper bir akustik pasaj sıkıştırılır, keyboardlar şarkıyı taşır, dakikalar 02:30’u gösterirken, şarkı gerçek bir Devin bestesi haline bürünür. Keyboard ve gitar uyumu dört dörtlüktür. Sonra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Vampolka&lt;/span&gt; başlar. Melodi yine tanıdık gelir ama Devin’ın yapabileceği düşünülen bir şarkı ile özdeşleştiremez insan bu melodiyi. Sanki albümler karışmıştır. Şarkı bitip, bir sonraki şarkı başladığında anlarız ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Vampolka&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Vampira&lt;/span&gt;’nın introsudur. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Vampira&lt;/span&gt; ise, tüm Devin ürünleri içindeki en gaz, en melodik, en catchy şarkılardan biridir. Devin’ın vokalleri adamı öldürür. “Yandaş suikastçin olarak nefret; o senin ruhunu yanacak; nefret, alevlerin yükselmesine neden olacak; şimdi benim için diz çök: Vampira!!!”. Devin’ın vokalleri bir insan beyninden çıkmış olamaz der insan; bunda da hiç şüphesiz haklıdır! Yapılacak teş şey, şarkıyı/şarkıları başa almak ve yeniden yeniden yeniden dinlemektir!! Bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mental Tan&lt;/span&gt;, yumuşacık melodisi ve harika akustikleri ile öne çıkar. Ancak asıl numara kesinlikle kendisini takip eden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gaia&lt;/span&gt;’dadır. Devin Townsend, kendisinden ilk defa duyduğumuz bir tarzda vokal yapar. Davulların taşıdığı melodi gerçekten harikadır. Keyboardların tadı damakta kalacak cinstendir. Gaia, mitolojideki doğa ana, Devin’ı korkutur. Biz de bu korkuyu atmaya çalışan hiperaktif çocuğun, şizofrenik bestesini dinleriz. Gerçek bir başyapıttır &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gaia&lt;/span&gt; ve Devin Townsend’ın işleri içinde bile en iyilerden biri olarak sıyrılır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Synchestra&lt;/span&gt; o kadar iyi bir albümdür ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gaia&lt;/span&gt; gibi bir şaheseri bir başka şaheser olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pixillate&lt;/span&gt;’ye bırakabilir! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pixillate&lt;/span&gt;, tuhaf bir biçimde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İbrahim Tatlıses&lt;/span&gt;-vari bir sesin okuduğu uzun havamsı bir sample’ı geri plana koyarak başlar. İbo-vari diyorum çünkü özellikle bu baştaki sample'da ne söylendiği belli olmaz; ancak şarkı biterken bir kez daha duyduğumuz ses açık açık İbo diye adlandırdığımız şahıstır ve "Urfa dağlarında gezer bir ceylan aman aman, yavrusunu yitirmiş yar yar ağlıyor aman" dizelerini okumaktadır!!! Şarkı Devin Townsend kariyerinde ilk defa oryantal ezgilere yer verir. Bu nedenle şarkıda bir çok tanıdık melodi bulmak olasıdır. Gitar-davul uyumu ciddi anlamda süperdir. İşin daha da garip yanı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pixillate&lt;/span&gt;’nin de yerini bir başka şahesere &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Judgment&lt;/span&gt;’a bırakmasıdır! Tekrar edilegelen – ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mental Tan&lt;/span&gt;’deki melodiye çok benzeyen – bir melodi etrafında Devin hmmlar, mırıldar, ninni gibi söyler, bağırır, çağırır ve sözlerle müzik birbirini olağanüstü takip eder. Devin’ın tüm zamanlardaki en iyi vokal performanslarından biri bu şarkıdadır! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;A Simple Lullaby&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Judgment&lt;/span&gt;’ın melodisinden devam eden ve Devin’ın “aaaa.... yeeeeaaaahhhh.... aaaaahhhhh”ları dışında bir söze yer vermeyen, açıkçası buna ihtiyacı da olmayan, çünkü evrildikçe evrilen değiştikçe değişen süper bir bestedir. Bir sonraki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sunset&lt;/span&gt;’te ise bu kez hiç söz yoktur. Gitarlardaki distortion minimuma indirilmiş, albümün genel gidişatı evcilleşmiştir. Enfes bir keyboard-gitar melodisi kulaklarımızın pasını alır. Devin’ın kendi sesisyle bu melodiyi tekrar ettiği kısım, bence albümün en iyi yerlerinden birisidir! Ve albüm bir başka şaheser olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Notes from Africa&lt;/span&gt; ile son bulur. Bas gitar albümde hiç olmadığı kadar dominanttır; gitarlar da bas gibi çalınırlar. En azından başlangıç için... Devin’ın harika vokallerinin bittiği yerde ise kendinizi afrikada bir ormanın ortasında hissedebileceğiniz samplelar başlar ve albüm bu şekilde son bulur. Aslında son bulmaz... Çünkü albümde bir de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sunshine and Happiness&lt;/span&gt; adı ile müstesna olup, albümle hiç alakası olmayan ‘neşeli’ bir hiden-track yer alır. Albümle bu denli alakasız olmasa bir derecede katlanılabilir ama ben kendisini görmezden geldiğimi belirtmeliyim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı yıl içerisinde iki albüm çıkartmanın imkansızlığı bir yana (ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-hummer-2006.html"&gt;&lt;/a&gt;The Hummer&lt;/span&gt;’ı da saymalı ve buna üç albüm demeliyiz!), Devin Townsend bütün besteleri ve sözleri kendisine ait iki adet başyapıt ortaya koymayı bir şekilde başarabilmiştir. Hem Strapping Young Lad albümü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-new-black-2006.html"&gt;&lt;/a&gt;The New Black&lt;/span&gt; hem de The Devin Townsend Band albümü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Synchestra&lt;/span&gt;, tüm müzikseverlerin arşivlerinde bulunması gereken olağanüstü yapıtlardır. Birbirinden bu denli alakasız ve bu denli muhteşem iki albümü ancak böylesi bir zeka yaratabilir. Önünde saygı ile eğilinir!...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-1884653262773337692?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/1884653262773337692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-synchestra-2006.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1884653262773337692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1884653262773337692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-synchestra-2006.html' title='the devin townsend band - synchestra (2006)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDfNoJkGI/AAAAAAAAAAw/1X2pQreRa-g/s72-c/synchestra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-4257210144212642419</id><published>2009-10-16T21:08:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:04:42.213+03:00</updated><title type='text'>strapping young lad - the new black (2006)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDxLvszYI/AAAAAAAAAA4/DezeLQzreAI/s1600-h/the+new+black.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDxLvszYI/AAAAAAAAAA4/DezeLQzreAI/s320/the+new+black.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393275803510033794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2006’nın ikinci Devin Townsend ürünü, bir Strapping Young Lad projesi olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt; oldu. O sıralar kesinleşmemiş olsa da, 2007 yılında yapılan açıklamaya göre, bu albüm, Strapping Young Lad adına dinleyeceğimiz de son ürün olacaktı. Bu üzücü haber, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt;’in, Strapping Young Lad adının hakını sonuna kadar veren yapısıyla daha da üzücü bir hal aldı. Albüm, her şeyiyle dört dörtlük bir başyapıt olmuştu. – Bir Devin Townsend ürününe göre – fazla atraksiyona girilmemiş; müzisyenlerin kanlarında bulunan tüm enerji, tüm öfke ve tüm yetenek, Devin diskografisindeki en teknik müzisyenlikle, dijital ortama aktarılmıştı! 2000 yıllarda çıkan ve bu albümün yarısı kadar öfke/nefret/sertlik taşıyan bir başka albüm hatırlamıyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-city-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;’den bu yana bu kadar sert bir şey dinlediğimi de sanmıyorum. Eğer ekstrem müzikten hoşlanmıyorsanız, köşe bucak kaçın; eğer kendinizi bir ‘müziksever’ olarak adlandırıyor ve hala Strapping Young Lad dinlemiyorsanız, halinize yanın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Decimator&lt;/span&gt;, bana göre albümün en keyifli çalışmasıydı. Tam anlamıyla mükemmel bir gitar riffi, müthiş davullar, çok yüksek bir tempo, nefis melodisiyle kısa bir gitar lead ve süper vokaller. İsveç-death metali tadını fazlasıyla aldığımız bu şarkıdan sonra sırada albümün en ‘geyik’ şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;You Suck&lt;/span&gt; yer alıyordu. “Bize ne kadar siktiriboktan olduklarından bahsedin; sen de grubun da siktiriboktansınız; senin gibi bir sikilmiş sikimde bile değil; buraya gel ve bize bizim ne kadar siktiriboktan olduğumuz söyle!” Grind-ritminde davullar ve Devin Townsend’ın muhteşem vokalleri, şarkıya tavan yaptırıyorlardı. Üçüncü sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Antiproduct&lt;/span&gt;, başta tempoyu düşürür gibi yapsa da, klasik bir Devin Townsend şarkısı halini alıp doom riffler üzerine tam gaz çift kroslara büründüğünde ve bilhassa da dakikalar 01:54’ü gösterdikten sonra, tam anlamıyla manyak bir şarkı halini alıyordu. Caz ritmler, hatta nefesliler; üzerine bir de yan flüt ve altta death-grind bir melodi!!! Albümün en iyilerinden biri! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Monument&lt;/span&gt; ne yazık ki bu inanılmaz şarkıya iyi bir selef değildi; sanki çok sert bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; şarkısı dinliyorduk ve 02:57 sonrasındaki gitarlar cidden harikaydı ama bu zaten Strapping Young Lad için bir standart haline gelmişti bile... ‘Standart’ demişken, bir de ‘klasik’ ile devam edelim: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Wrong Side&lt;/span&gt;, herkesin Strapping Young Lad’den beklediği hızda, brutalitede ve dinamiklikte, harika bir şarkıydı. Üstelik bu kez alta yerleştirilmiş müthiş gitar soloları da vardı, ve bu soloların üzerinde hem clean hem scream hem de brutal takılan Devin Townsend yine efsanevi bir performansa imza atıyordu! Hele o “get up, get out”lar yok mu? Adamı yiyorlar resmen!!.. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hope&lt;/span&gt; ile bir kez daha tempomuzu düşürüyorduk. Bir kez daha doom riffler, bir kez daha çılgın çift kroslar, ve bir kez daha 03:00 dolaylarında coşan bir beste. Kesinlikle başarılı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Far Beyond Metal&lt;/span&gt;, daha önce &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-no-sleep-till.html"&gt;&lt;/a&gt;No Sleep till Bedtime&lt;/span&gt; albümünde canlı olarak kaydedilmişti ancak o yıldan bugüne bir stüdyo kaydından yer almamıştı. Yerini aldığı albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt; oldu. Canlı performansına göre fazla bir şey değişmemiş olsa da, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Far Beyond Metal&lt;/span&gt; dinlemekten yine çok zevk aldığım bir şarkı oluyordu. Devin’ın clean vokalleri tek kelimeyle: olağanüstü! Basitçe “Fuck you! Dance you fuckers!” diye başlayan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fucker&lt;/span&gt;, basit rifflerine rağmen sıradışı melodikliği ve enerjisi ile, albümün en kolay anlaşılır ve en kolay beğenilir bestesi olarak göze çarpıyordu. Bunu haketmediği de söylenemez açıkçası! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Almost Again&lt;/span&gt;, Devin’den clean-scream geçişli vokal, Gene Hoglan’dan da davul dersleri içeren eğitici bir şarkı gibiydi. Hoglan, o bilinen stilinin dışında inanılmaz ‘catchy’ davul ataklarına imza atmakla kalmıyor, bence tüm şarkıyı sırtında taşıyordu. Kesinlikle ders niteliğinde bir şarkı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Polyphony&lt;/span&gt;, albümün son şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt; için bir intro niteliğinde olsa da kendisini dinlettiren kısa bir şarkıydı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt; ise aynı albümü kapatan – isim – şarkı-sı- olarak, albümün genelinde farklı bir yapıdaydı. Bir kez daha sanki sert bir &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; şarkısı dinliyorduk. 03:24’e kadar tekdüze ilerliyor, aynı saniyeden itibaren çıldırıyorduk. Albümde hiç olmadığı kadar dominant keyboard, şarkıyı black metal havasına taşıyordu ama bundan sıyrılmamız bir defa daha Devin’ın clean şaheseri sayesinde oluyordu. Müzisyenliğin en üst seviye olduğu albüm, bir virtüözite gösterisi ile son buluyordu. Hoglan bir kez daha ders verir nitelikte vuruyordu zillerine! Albüm de bu şekilde şık bir fade-out ile kapanarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Strapping Young Lad – aralarında bulunduğum – bir çok müziksevere göre, dinlemekten gurur duyulacak, ayrıcalıklı bir diskografiye sahip, ayrıcalıklı bir gruptu. Varolan beş stüdyo, bir de canlı albümü ile kendine has bir janr yaratmış; ekstrem müziğin her türünü (death, grind, thrash, heavy, black) şarkılarına serpiştirebilmiş, bununla yetinmeyip endüstriyel ögelerin de bu müzikte yerli yerinde kullanıldığı takdirde ne denli etkili olabileceğini ispat etmişti. Çok az grupla, çok az müzisyenle kıyaslanabilecek olağanüstü yetenekli kadrosu ve tam anlamıyla hastalıklı bir zekanın ürünü olan besteleri ile, tüm müzikseverleri sınırlarını zorlamaya davet ediyor; bana göre de, bunu başarıyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** 2008 yılında Strapping Young Lad adı altında, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The New Black&lt;/span&gt;’e girememiş aynı isimli şarkıdan, iki canlı kayıttan (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;In the Rainy Season&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Underneath the Waves&lt;/span&gt;) ve bir de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Melvins&lt;/span&gt; coverı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zodiac&lt;/span&gt;’tan oluşan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;C:Enter:###&lt;/span&gt; isimli ep yayımlandı. Albümle aynı ismi taşıyan şarkı tam bir Strapping Young Lad şarkısı ve kendisinden beklenilen her şeyi yerine getiriyor; ancak ep’nin kendisi, SYL adı altında yayımlanan son ürün olması dışında pek bir önem teşkil etmiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-4257210144212642419?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/4257210144212642419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-new-black-2006.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4257210144212642419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4257210144212642419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-new-black-2006.html' title='strapping young lad - the new black (2006)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjDxLvszYI/AAAAAAAAAA4/DezeLQzreAI/s72-c/the+new+black.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-4398933823395171614</id><published>2009-10-16T21:07:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:05:54.655+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - the hummer (2006)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEDMYSFxI/AAAAAAAAABA/0Y3mS-Z4sFg/s1600-h/the+hummer.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEDMYSFxI/AAAAAAAAABA/0Y3mS-Z4sFg/s320/the+hummer.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393276112917894930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında çıkan üç Devin Townsenden ürününden ilki, &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-devlab-2004.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlab&lt;/span&gt;'ın kaldığı yerden devam eden ve 'metal ambient' tarzda seyreden albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Hummer&lt;/span&gt; oldu. Yalnızca atlı şarkı ('ses kütlesi' diyelim bir kez daha) içermesine karşın, on beş şarkı ('ses kütlesi') içeren &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-devlab-2004.html"&gt;&lt;/a&gt;Devlab&lt;/span&gt;'dan daha uzun ve, niye olduğunu anlamasam da, daha 'catchy' bir albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Hummer&lt;/span&gt; (bazı internet sitelerinde yalnızca &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hummer&lt;/span&gt; olarak geçiyor, ancak ben resmi siteye göre &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Hummer&lt;/span&gt; olarak yazmayı uygun görüyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstçe söylemek gerekirse, bu albüm hakkındaki yorumum, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlab&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-devlab-2004.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;'da yaptığım yorumdan farklı olmayacak. Burada da müzik yok (flüt var, tekno var, ziller var, sesler var ama 'müzik' yok!). Burada da Devin Townsend'ın önceki çalışmalarında varolan sertlik ve metal-vari denemeler yok. Ancak bu albüm de, üzerinde uzun zaman ve emek harcandığı apaçık ortada olan, basbayaa iyi bir albüm. Tavsiyem, bu albümü de, mp3 çalırınıza yüklemeniz ve bir saat on üç dakikalık bir yürüyüş sırasında dinlemeniz, belki de bir parkta oturup yalnızca olan biteni gözlemeniz yönünde olacak. Burada herkesin anlayabileceği de, herkesin anlamak isteyeceği de bir şey yok!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-4398933823395171614?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/4398933823395171614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-hummer-2006.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4398933823395171614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4398933823395171614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-hummer-2006.html' title='devin townsend - the hummer (2006)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEDMYSFxI/AAAAAAAAABA/0Y3mS-Z4sFg/s72-c/the+hummer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-309340105924953952</id><published>2009-10-16T21:06:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:08:45.652+03:00</updated><title type='text'>strapping young lad - alien (2005)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEtlUWgDI/AAAAAAAAABI/KIrxlXdm2X8/s1600-h/strapingyoungladalien.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEtlUWgDI/AAAAAAAAABI/KIrxlXdm2X8/s320/strapingyoungladalien.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393276841166798898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Devin Townsend için - bile - tuhaf geçen 2004 yılı, yerini yepyeni bir Strapping Young Lad projesine, büyük ihtimalle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;/span&gt;'den beri yapılmış en sert Devin Townsend ürünü olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alien&lt;/span&gt;'a bırakır. Bilhassa Devin'ın sert müziğinden hoşlanan fanları için bolca hüsranla ve biraz da kendisinden uzaklaşma ile sonuçlanan yıllar, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alien&lt;/span&gt; ile geride kalacaktır. Zira, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alien&lt;/span&gt;, bir Strapping Young Lad albümünde olması gereken her şeyi, nasıl mümkün olduğu hala anlaşılamasa da, önceki albümlerden bile daha sert bir sound ile sunmayı başarmaktadır. Şu anda nerede okuduğumu hatırlamadığım bir yorumda, bu albüm için "ve bunu dinledikten sonra, artık hiçbirimiz bakire değiliz" diyordu. Kulaklarım için, bu önermeye sonuna kadar destek verdiğimi belirtmek isterim. Devin Townsend ve Strapping Young Lad tayfası, bolca black metal etkili - özellikle keyboardların girdiği yerlerde bu etkiyi iyice belirli oluyor - sağlam ve melodik bir death metal albümünü, yine bolca kullanılan endüstriyel sample'lar ile harmanlamayı başarmış, bir kez daha müzik piyasasını derinden sarsacak şaheser bir ürün meydana getirmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm, bir intro yerine, intro-vari bir şarkı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Imperial&lt;/span&gt; ile açılır. Şarkıda ilk göze batan şey, keyboardların müziğe kattığı black metal havasıdır. Son derece sert doom riffler üzerine brutal vokali ile katılan Devin, belki de albümü müjdeleyen şu sözleri duyurur: "geri döndük!" Hemen ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Skeksis&lt;/span&gt;, melodik olmaktan çok uzak bir gitar riffi ile inanılmaz gaz bir biçimde açılır. Şarkıdaki ilk vokal dizesini ikinci dakikadan sonra duyarız ve şarkı aynı anda, Devin diskograsifisinde duyulan en 'catchy' bestelerden biri haline gelir: "Kontrol ediyorum, tuhaf bir ruhu; ve dizelerim otomatik, otomatik olarak geliyor". Şarkının nakaratında duyulan 'ksilofon'un daha önce herhangi bir metal şarkısından kullanılıp kullanılmadığından emin değilim ama bu kadar sert bir bestede kendisine yer verebilecek tek beynin, Devin'ın beyni olduğundan adım kadar eminim! Bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Shitstorm&lt;/span&gt;, albümdeki en brutal ve kesinlikle en black metal etkili beste. Bir insanın bu kadar sinirlenmiş olması ve bu öfkesini, bir sanat eseri halinde sunabilmesi, bana hala akıl almaz geliyor açıkçası! Ve hemen ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Love?&lt;/span&gt;... Albümden çıkan ilk single ve bugün nu-metal diye adlandırılan türde duymaya çok alışık olduğumuz türden bir gitar riffi ile açılıyor. Albüme dair ilk bu şarkıyı duyanlar eminim ki Devin Townsend'ı da 'satmak' ile suçlamışlardır ama korkulacak hiçbir şey olmadığı, daha şarkının kırkıncı saniyesinde ortaya çıkıyor; zira, şarkı bir anda death-doom bir riffe geçiyor ve dakikalar 01:20'yi gösterdiğinde de, hiçbir nu-metal grubunun yapmaya cesaret dahi edemeyeceği türde vokaller ile dinleyen büyülenmeye başlıyor. Tempomuz hep upper-mid düzeyinde ama Gene Hoglan'ın bundan ne kadar etkilendiği, ayrı bir konu! Beşinci şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Shine&lt;/span&gt;, ne yazık ki albümün silik bestelerinden biri. Keyboardlar yine bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dimmu Borgir&lt;/span&gt; şarkısındaki gibi kullanılıyorlar. Ancak bu defa şarkının black metalle hiçbir alakası yok. Özellikle sonlara doğru tam bir death metal şarkısı olmaya doğru ilerliyor. Tempoyu bir defa daha tavan yaptıran ise &lt;span style="font-style: italic;"&gt;We Ride&lt;/span&gt; oluyor. Albümdeki en hızlı tempo bu şarkıda karşımıza çıkıyor. Devin Townsend brutal, scream ve clean repertuarının tümünü gözler önüne sermekle kalmıyor; bir de gitar solomsu gariplik ekliyor ve şarkıyı albümün zirvelerinden birine taşıyor. "Give it away"'leri ile ünlü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Possessions&lt;/span&gt;, süper bir keyboard riffine sahip, son derece şık bir şarkı. Keşke biraz daha kısa olsaymış!... Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Two Weeks&lt;/span&gt;, Devin Townsend'ın yapmayı çok sevdiği türden bir şaşırtmaca, bir şizofreni örneği. Üzerinde keyboard sample'ları olan tamamen akustik bu şarkı, dinleyiciye "acaba başka bir albüme mi geçtik?" dedirtecek cinsten alakasız ve anti-Strapping Young Lad bir tarzda! Bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Thalamus&lt;/span&gt; da aynı şekilde başlıyor ancak bir anda giren hastalıklı davullar ve Devin'ın büyük bir hazla seslendirdiği "fuck you"lar arasında, neredeyse &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;/a&gt;Terria&lt;/span&gt;'ya ait bir beste halini alıyor. İyice düşen tempoyu bir kez daha bir Strapping Young Lad atmosferine çeken ise sondan bir önceki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zen&lt;/span&gt; oluyor. Speed metal günlerine geri döndüren, sağlam bir death-thrash bestesi üzerine, bolca sample'lı, klasik bir Townsend bestesi. Ve son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Info Dump&lt;/span&gt;... Bir kez daha ambient takılıyoruz. Bir önceki albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-devlab-2004.html"&gt;&lt;/a&gt;Devlab&lt;/span&gt;'daki kadar absürd veya anlaşılması imkansız olmasa da, yine de 'true'(!) Strapping Young Lad fanlarının hoş karşılamayacağı türden, bazen yükselip alçalan - ve merakı sürekli canlı tutan - ama kesinlikle 'metal' olmayan bir şarkı ile albümü noktalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Alien&lt;/span&gt;, içinde hazmedilmesi zor bazı denemelere yer vermiş olsa da, her türden Devin Townsend hayranını tatmin eden, ve beklenilen Strapping Young Lad'i, dinleyicisine geri getiren bir albüm oldu. Satış rakamı olarak da, bildiğim kadarıyla, Devin'ın cebini en çok dolduran çalışmaydı. Ancak daha önemli olan, hemen her kesim tarafından beğeni ve elbette şaşkınlık ile karşılanması oldu. Tabi ki, Devin Townsend, işin ne maddi ne de manevi boyutu ile ilgilendiğinden, cebine giren para da, kulağına gelen övgüler de, onu bildiği yoldan ayırmadı. Çünkü, bir sonraki yıl, Devin herkesi bir kez daha şaşırtacak; bir kez daha beklenmeyenle geri dönecekti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Albümde bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tom Jones&lt;/span&gt; cover'ı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;What's New, Pussycat&lt;/span&gt;'in de yer alacağı duyurulmuştu, ancak grup bu coverdan son anda - albüme uymadığı gerekçesi ile - vazgeçti. Öte yandan, albümün limited edition versiyonları üç ekstra şarkıyı (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Melvins&lt;/span&gt; cover'ı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Zodiac&lt;/span&gt;, extended version &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Love?&lt;/span&gt; ve canlı kayıt &lt;span style="font-style: italic;"&gt;In the Rainy Season&lt;/span&gt;) içerirken; albümle birlikte verilen DVD'de de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Making of Alien&lt;/span&gt; bölümü ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oh My Fucking God&lt;/span&gt;'ın canlı kaydı yer alıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-309340105924953952?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/309340105924953952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-alien-2005.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/309340105924953952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/309340105924953952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-alien-2005.html' title='strapping young lad - alien (2005)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjEtlUWgDI/AAAAAAAAABI/KIrxlXdm2X8/s72-c/strapingyoungladalien.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-4527065712237168499</id><published>2009-10-16T21:05:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:10:03.355+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - devlab (2004)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFBMP72gI/AAAAAAAAABQ/zZy6mnl3pXg/s1600-h/devlab.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFBMP72gI/AAAAAAAAABQ/zZy6mnl3pXg/s320/devlab.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393277178034772482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2004 yılında çıkan ikinci Devin ürünü, hiç şüphesiz en farklı Devin Townsend çalışmasıydı. Townsend'ın deyimiyle 'metal ambient' adı verilen bir sounda sahip albümde yalnızca söz değil, neredeyse - klasik tabir edilen - enstrüman bile yoktu! Tamamı programlanmış bu albüm, dinleyiciyi kavramak şöyle dursun, en koyu Devin Townsend hayranları için bile soru işaretinden öteye gidemiyordu. Albümde isim verilmemiş 15 şarkı (!), daha doğrusu 15 ses kütlesi yer alıyordu. Klasik şarkı tanımına asla uymayacak tarzda seslerin yer aldığı parçalar, bir araya geldiklerinde dahi belli bir anlama sahip olamıyorlardı. İçeride yalnızca insan sesinin, yalnızca trafik sesinin, yalnızca tabak çanak sesinin yer aldığı dakikalardan tutun, tekno denemelere kadar hemen türden deneye yer verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlab&lt;/span&gt;'ı ilk dinlediğim zamanı hatırlıyorum da, hayatımın en büyük - müzikal - hayalkırıklıklarından biriydi!... İlk şarkı başladı, konuşan bir adam vardı ve bu bir Devin Townsend introsu için şaşırtıcı değildi. Beklediğim şey, ikinci şarkıdan itibaren sert gitarların ve çift-kros davulların patlak vermesiydi. Ancak, duyduğum şey, davul zilleri ve karışmış radyo frekanslarını andıran sesler bütünüydü. Şaşkınlığım üçüncü şarkıda da devam etmekteydi: korku filmlerini andıran piano tuşları veya keyboardlar? Bu durum sekizinci şarkıya dek böyle devam etti. 'Track 8', bir tekno denemesiydi ve bu Devin için bile tuhaftı! 'Track 9' en azından bir şarkıya başlayacakmış gibiydi ama bu ümidim on dakika kadar sürdü! Tıpkı albümün geri kalanında olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devin Townsend'a olan güvenim sarsılmış, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlab&lt;/span&gt; beni büyük hüsrana uğratmıştı. Kendisine ikinci şansı vermem en azından beş ayımı aldı diye hatırlıyorum. Bu kez kararlıydım. Bu Devin'dı ve muhakkak beni etkileyecek bir şeyler yapmış olmalıydı. Tüm albümü mp3 çalarıma kaydettim ve dışarı çıktım. Hava kararmak üzereydi. Oturduğum muhiti gezecektim. Bu sırada da başka hiçbir şey dinlemeyecektim. Eve döndüğümde, bundan pişman olmadım!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şurası çok açık ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devlab&lt;/span&gt;, emek isteyen bir albümdü. Hem dinleyicisine, hem de yaratıcısına uğraşı vermekten zevk almışa benziyordu. Duyulan şeyin 'metal' ile uzaktan yakından ilgisi olmasa da, metal müziğe dair bir 'ambiyans' varsa, bu albüm, başından sonuna dinlendiğinde, gerçekten de bu ambiyansı vermeyi başarıyordu. Devin tembelleşip, böylesi bir albümü çıkartmamış; aksine, üzerinde resmen kafa patlatmıştı. Şarkıları adlandırmaması belki de bundandı. Bu albüm bir bütündü ve bütünüyle dinlenmeyi hakediyordu. Onu anlamamak değil, anlamaktı asıl heyecan ve Devin için buna kesinlikle değiyordu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-4527065712237168499?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/4527065712237168499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-devlab-2004.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4527065712237168499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/4527065712237168499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-devlab-2004.html' title='devin townsend - devlab (2004)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFBMP72gI/AAAAAAAAABQ/zZy6mnl3pXg/s72-c/devlab.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-8764422910132866908</id><published>2009-10-16T21:04:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:13:02.368+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - ass sordid demos ii (from '91 - '93) (2004)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFuQ8joiI/AAAAAAAAABY/wY3vLQNoaHE/s1600-h/Ass+Sordid+Demos+II.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 250px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFuQ8joiI/AAAAAAAAABY/wY3vLQNoaHE/s320/Ass+Sordid+Demos+II.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393277952389784098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2003'te çıkan her iki albümle fanlarını hem sevindiren hem de - illa ki pozitif anlamda olmasa da - şaşırtan Devin Townsend, 2004 yılına Ass Sordid Demo serisinin ikinci albümü ile başladı. İlk demo compilation&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-ass-sordid-demos-i-from.html"&gt;&lt;/a&gt;'dan farklı olarak bu kez 1991 ile 1993 yılına ait bestelerin, bir kez daha üzerinde çalışıldığı belli olan bir prodüksiyon ile, sunulmuş haliydi bu demo ve bazı dinlenmeye değer şarkılar da içeriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Black &amp;amp; White&lt;/span&gt; tam manasıyla pop-speed bir şarkıydı. Gitarlar sinek vızıltısı gibi bırakılmış; buna değişik Devin vokalleri ve neredeyse glam bir beste yapısı eklenmişti. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bury the Wrong&lt;/span&gt; aynı şekilde glam bir havaya sahip, sert bir besteydi. Gitar soloları bir kez daha ön plandaydı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;San Pablo Train&lt;/span&gt;, &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Punky Brüster&lt;/span&gt; tipinde çatlak bir şarkıydı, Devin yine gitarların canını yakıyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Roadkill&lt;/span&gt;, Devin Townsend'ın şizofrenik emraler gösterdiği bestesiyle ve 'bebek osuruğu' temalı şarkı sözleriyle, delirtici bir şarkıydı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Rain&lt;/span&gt;, arpejlerle başlayıp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Guns'N Roses&lt;/span&gt; gibi mi olacak endişesi verse de, neredeyse power-speed'e evrilen yapısıyla farklılığını hissettiriyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ascent to the Sun&lt;/span&gt; albümün vasatlarındandı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sunmud/Woman&lt;/span&gt;, Devin'ın arızasını sunan deneysel bir sesler bütünüydü! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;I Am&lt;/span&gt; hiç şüphesiz, demodaki en kayda değer besteydi ve üzerinde bir kaç oynama ile rahatlıkla herhangi bir official albümde yer almayı hakedebilecek konumdaydı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ernie's Room&lt;/span&gt; sert ama başarısız bir denemeyken; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Friends&lt;/span&gt; tam bir çatlaklıktı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Thick Stock&lt;/span&gt; tam anlamıyla deneysel bir şarkıydı ve TM Stevens katkılı bassları ile dinlenilesi bir beste olmuştu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cold&lt;/span&gt; klasik bir Devin-ürünüydü; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Soft&lt;/span&gt; ise tam anlamıyla anti-Devin bir besteydi. Will Riley'li &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Amsterdam&lt;/span&gt; ise albümün en iyilerinden biri olup, bitirişi yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla ciddiye alınmadan dinlenilirse zevk alınabilecek bir ürün olmasına karşın &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ass Sordid Demos II&lt;/span&gt;, Devin Townsend'ın kariyerinin geldiği noktayı göstermesi dışında, hiçbir numarası olmayan bir albüm olmuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-8764422910132866908?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/8764422910132866908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-ii-from.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/8764422910132866908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/8764422910132866908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-ii-from.html' title='devin townsend - ass sordid demos ii (from &apos;91 - &apos;93) (2004)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjFuQ8joiI/AAAAAAAAABY/wY3vLQNoaHE/s72-c/Ass+Sordid+Demos+II.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-5413671035078648087</id><published>2009-10-16T21:02:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:15:01.845+03:00</updated><title type='text'>the devin townsend band - accelerated evolution (2003)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGK9ZKdcI/AAAAAAAAABg/r2GUiwgKBvg/s1600-h/accelerated+evolution.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGK9ZKdcI/AAAAAAAAABg/r2GUiwgKBvg/s320/accelerated+evolution.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393278445357266370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2002 yılını boş geçirmek Devin Townsend'a yaramış olacak ki, 2003 yılında birbirinden neredeyse tamamen alakasız iki albümü, iki ayrı proje olarak, müzik piyasasına sundu. Strapping Young Lad'in yeni ürünü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-syl-2003.html"&gt;&lt;/a&gt;SYL&lt;/span&gt;'deki demokrasi kalıntıları, yeni albümde - yeniden - Devin Townsend hegemonyasına dönüşmüştü. Ancak her nedense, Devin, projeyi kendi ismiyle değil, yanına yepyeni elemanlar alarak oluşturduğu The Devin Townsend Band (Devin'den beklenmeyecek klişelikte bir isim!) adı altında sundu. Yeni kadroda şu isimler vardı: davullarda Ryan Vanpoederooyen, basta Mike Young, ritm gitarlarda Brian Waddel ve keyboardlarda Dave Young. Müzisyenlik anlamında albüm bir kez daha ders verir nitelikteydi. Devin Townsend yine son derece başarılı müzisyenleri bir araya getirmiş; bunları, kendi dehası ile, harika bir prodüksiyon yardımıyla da, harmanlamayı başarmıştı. Bu albümün, Devin'ın kendi ismiyle çıkarttığı son albüm - ve algılanması en zor albümlerinden biri - olan &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt; yerine, daha çok Ocean Machine projesinin ürünü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;Biomech&lt;/span&gt;'e benzerlikleri daha fazlaydı. Çok daha net, çok daha belirgin ve çok daha akılda kalıcı besteler ile Devin Townsend, yine başarılı bir iş çıkartmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Depth Charge&lt;/span&gt;, her yönden riskli bir şarkıydı. Hem bir ilk şarkı için - beklentileri yüksek tutmak anlamında - fazlasıyla iyiydi hem de Devin Townsend'ın ender şekilde ürettiği 'akılda kalıcı' - ki bu söz, müzik endüstrisinden 'para eder' anlamında yorumlanabiliyor - şarkılardan biri olup, albüm hakkında yanlış bir izlenim veriyor olabilirdi. Daha ilk şarkıdan itibaren belli olan şey ise davullarda artık Gene Hoglan olmadığıydı. Yazması çok zor isimli Ryan Vanpoederooyen son derece iyi bir bateristti ama bir Hoglan değildi; çift-krosları olağanüstü olsa da, yaratıcılık konusunda bence Hoglan ile kapışabilecek seviyede değildi. İkinci şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Storm&lt;/span&gt;, albümdeki en çarpıcı besteye evsahipliği yapıyordu. Devin'ın zor zamanlarında yanında olan eşi Tracy için yazdığı bu şarkı, bilhassa en sonda yer alan (03:23'ten itibaren başlayan) ve "please stay with me..." dizeleri ile doruğa ulaşan vokalleri için bile defalarca dinlenilebilecek kapasiteye sahip! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Random: Analysis&lt;/span&gt; ise bana göre albümün en iyi, en kompleks ve en orijinal şarkısı sıfatını rahatlıkla hakediyor. Başlangıçtaki süper gitar-davul uyumu ve şarkının muhteşem/farklı bestesi, şarkıyı tüm Devin diskografisinde en iyi yerlerden birine koyuyor. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Deadhead&lt;/span&gt; aslında başarılı bir şarkı için her şeye sahip olmasına karşın, ilk üç şarkının verdiği havanın çok altında kalmasından dolayı, şanssız bir şekilde sınıfta kalıyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Suicide&lt;/span&gt; ise bence bu hayalkırıklığını toparlamak konusunda çok başarılı oluyordu. Devin'ın bu albümdeki en sert vokallerinin yanında, süper gitar düzenlemeleriyle de kendisine şık bir yer ediniyordu. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Traveller&lt;/span&gt; için de benzer sözleri edebiliriz aslında. Sağlam, sert ve kendisini dinlettiren bir şarkıydı ancak 'farklı' hemen hiçbir şey sunmuyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Away&lt;/span&gt; ise, albümün tek enstrümental bestesiydi ve Devin'ın acı dolu gitar soloları ile, albümdeki en iyi şarkılardan biri haline geliyordu. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sunday Afternoon&lt;/span&gt; aynı havayı sürdürmekten uzak, vasat bir beste gibi başlasa da, ortasından itibaren resmen mutasyon geçirip, albümdeki en iyi şarkılardan birine dönüşüyordu. Bu şarkıdaki tek problemin, özellikle şarkı sertleştiğinde çok fazla duyulan keyboardlar olduğunu düşünüyorum, yoksa ciddi anlamda bir şaheser olabilecek potansiyeli olduğu aşikar. Ve son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Slow Me Down&lt;/span&gt;... Aslında üzerine fazla bir şey yazmak istemediğim türden bir şarkı bu, çünkü büyük ihtimalle Devin Townsend'a ait en 'mainstream' şey! Ancak, bunda kötü niyet arayanların aksine, bunun Devin'ın ruh haliyle ilgili bir şey olduğuna ve o anda böyle bir şarkı yapmaya ihtiyacı olduğundan dolayı vücut bulduğuna inanıyorum. Sonuçta, albüm satmak gibi bir derdi olsa, her yerde, her şekilde satış yapabilecek bir dehadan bahsediyoruz burada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Accelerated Evolution&lt;/span&gt;, aynı yıl çıkan diğer Devin Townsend ürünü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt; ile kıyaslandığında çok daha 'Devin-vari' bir albümdü. Belki çok daha yumuşaktı, hatta şarkı sözleri bile insan ilişkileri gibi Devin için çok sıradan bir konudaydı ancak yine de besteler anlamında, bugüne dek süregelen Townsend bestelerine çok benzer tatlar sunuyordu. Artık otuzlu yaşlarına gelen bir insan için hala bir çatlak konumundaydı, ancak ne yalan söyleyelim, 2002-2003 periyodu, Devin'ı biraz daha olsa değiştirmiş, daha 'evcil' bir hale getirmişti. Bunun böyle devam edeceğini sananlar ise fazlasıyla yanılmaktaydılar!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Albümün yeni versiyonlarında üç yeni şarkı daha (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Locate&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Echo&lt;/span&gt;, ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Assignable&lt;/span&gt;) yer alıyor ve belki komik gelecek ama bu şarkılar beni korkutuyor-du. Korkutuyor-du çünkü her üç şarkıda da tam anlamıyla '80'ler synth-melodileri mevcuttu ve o sıralar, bende gelecek Devin albümlerinin de böyle olacağı gibi bir şüphe yaratmışlardı. Allah'tan durumun böyle olmadığı anlaşılacaktı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-5413671035078648087?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/5413671035078648087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-accelarated.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5413671035078648087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5413671035078648087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-band-accelarated.html' title='the devin townsend band - accelerated evolution (2003)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGK9ZKdcI/AAAAAAAAABg/r2GUiwgKBvg/s72-c/accelerated+evolution.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-5577666941820636818</id><published>2009-10-16T21:01:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:17:36.293+03:00</updated><title type='text'>strapping young lad - syl (2003)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGyyVqVpI/AAAAAAAAABo/DCZHDR-mQjU/s1600-h/SYL-cover.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGyyVqVpI/AAAAAAAAABo/DCZHDR-mQjU/s320/SYL-cover.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393279129584555666" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kendisinden beklenmeyen bir şekilde 2002 yılını boş geçen Devin Townsend, bu süre zarfında ökfesini iyice biriktirmiş olmalı ki, geri dönüşünü yeni bir Strapping Young Lad albümü ile yaptı. Grubun ismi için kullanılan kısaltma &lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt; albümün ismi olarak seçilmişti. Kimilerine göre iddialı olarak adlandırılabilecek bu isim, aslında Devin Townsend'ın kendisinden çok, ilk kez bu albümde grubun tümünün beste aşamasında yer almasından kaynaklı bir seçimdi. Strapping Young Lad'de bu defa demokrasi ön plandaydı; tek sorun - her ne kadar sorun olarak adlandırılmayı haketmese de -, demokrasiye rağmen, albümde buram buram bir Devin Townsend havası olmasıydı!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dire&lt;/span&gt; fena halde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-terria-2001.html"&gt;&lt;/a&gt;Terria&lt;/span&gt; kokan kısa, sert ama etkili bir introydu. Hemen arkasından gelen ve tüm haşmetiyle kulaklara hücum eden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Consequences&lt;/span&gt;, klasik Strapping Young Lad kalıplarına uymasa da  - sanki çok sert bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;At the Gates&lt;/span&gt; şarkısını andıracak kadar melodikti! - albümün en etkileyici bestelerinden biriydi. Bir sonraki şarkıda ise her şey yerli yerine oturmuşa benziyordu çünkü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Relentless&lt;/span&gt; bir Devin Townsend bestesinden beklenecek her şeyi eksiksiz yerine getiriyordu: Double-bass altyapılı inanılmaz gaz gitar riffleri, dehşet clean vokaller ve 01:44'te giren tüm beyin hücrelemizi kızartmaya programlı olağanüstü taramalar! Albümün bana göre en heyecan verici şarkısıydı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Relentless&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Rape Song&lt;/span&gt;, bir kez daha İsveç dolaylarını anımsatıyordu ama keyboard desteği ve üzerine eklenmiş grind-core davul-gitar uyumu ile tipik bir Strapping Young Lad şarkısına doğru vakit kaybetmeden evrilmeyi başarmıştı. Sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aftermath&lt;/span&gt; neredeyse black-metal olduğuna emin olduğum bir gitar riffiyle, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dimmu Borgir&lt;/span&gt;'ı hatırlatarak başlıyor; 00:40'tan itibarense neredeyse bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fear Factory&lt;/span&gt; şarkısına dönüşüyordu. Bazıları, bu albümün sözlerinin tamamiyle 9/11 olaylarını hedef alarak yazıldığını belirtir ki, bu şarkı belki de bunun en açık göstergelerinden biridir: "bize savaşmak için bir neden verin; petrol parçaları aracılığı ile İsa adına savaşmak; şeytanlarınızın nasıl duvarlar yarattığına şahit olun; yakıp ve mahvedip ve hepsine tecavüz etmek..." Altıncı şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devour&lt;/span&gt;, kendisini açıkça belli eden bir Devin Townsend bestesiydi ve iyice sertleşmiş bir Ocean Machine şarkısını andırıyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Last Minute&lt;/span&gt; kısacık süresiyle de olsa neredeyse 'epik' bir besteye benziyordu. Black metal-vari gitarlar yine ön plandaydı ve sözler yine her şeyi açıklıyordu: "kafanı istiyorum; seni ölü istiyorum; kafanı istiyorum; nefretini, sevgini istiyorum". &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Force Fed&lt;/span&gt;, albümün belki de en değişik bestesiydi. İniş-çıkışlarıyla ve iniş bölümlerindeki dehşet davul performansıyla dinlemesi en zevkli Strapping Young Lad şarkılarından biri oluyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dirt Pride&lt;/span&gt; 'öfke' kelimesinin cisim bulmuş hali gibi bir şarkıydı, Devin Townsend'ın vokalleri ve Gene Hoglan'ın mükemmel aksak davulları ile headbang için biçilmiş kaftan olmuştu! Son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bring on the Young&lt;/span&gt; ise, Strapping Young Lad için fazlasıyla yavaş başlıyor, Devin'ın çığlıkları ile climax'e ulaşıyor ve kesinlikle bir Ocean Machine şarkısı gibi sona erecekken, son bir hamle ile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt;'in topraklarına geri dönüyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt; bana göre Strapping Young Lad diskografisinin en 'garip' albümü oldu. Devin Townsend'ın demokrasi anlayışı nedir bilemiyorum ama en azından müzik konusunda bazı otokrasilerin, demokrasilerden daha iyi işlediğini düşünüyorum. Hiç bir anlamda 'kötü' diyemeyeceğim şarkılar, 'sanki bir şey eksik' veya 'sanki bir şey fazla' kıvamında sunulmuştu. Yine de bir Strapping Young Lad best-of'una kafadan girebilecek en az üç şarkıya sahip olduğundan, bir göz atılması şart!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-5577666941820636818?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/5577666941820636818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-syl-2003.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5577666941820636818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5577666941820636818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-syl-2003.html' title='strapping young lad - syl (2003)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjGyyVqVpI/AAAAAAAAABo/DCZHDR-mQjU/s72-c/SYL-cover.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-2682533066088710844</id><published>2009-10-16T21:00:00.001+03:00</published><updated>2009-10-16T22:18:42.087+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - terria (2001)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHDC9jDuI/AAAAAAAAABw/wv6jLY0FTP4/s1600-h/terria.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHDC9jDuI/AAAAAAAAABw/wv6jLY0FTP4/s320/terria.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393279408924724962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"İçeri geçin,&lt;br /&gt;Buradan lütfen...&lt;br /&gt;Oturun...&lt;br /&gt;Martini?&lt;br /&gt;... içkinizi karıştırmamı ister misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin?..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte aynen böyle samimi bir giriş yaparız &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;'ya... 2000 yılında çıkan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Physicist&lt;/span&gt;'in tatlı-ekşi havası yerini daha yumuşak, daha deneysel ve kesinlikle daha 'rasyonel' bir müziğe, ancak şüphesiz çok daha zor anlaşılır bir atmosfere bırakmıştır. Devin Townsend, o sıralar henüz otuzlu yaşlarına bile basmamış olsa da, sanki her daim varolan öfkesini geride bırakmaya, daha 'dünyevi' bir bakış açısına sahip olmaya başlamıştır. En azından &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;'yı dinlediğiniz anda hissettiğiniz şey bu olacaktır. Ancak hemen uyarmalıyım ki, bu albüm, tüm Devin Townsend diskografisinin belki de en zor anlaşılır, en kompleks ve en deneysel çalışmasıdır ve kendisini özümsemek öyle bir kaç kez dinleme ile başarılabilecek bir olay değildir. Son beş, altı yıldır elimde olan bu albümü defalarca dinlemiş olmama rağmen, kimi şarkıları, hatta kimi şarkıların belli kısımlarını hala anlayamamış olduğumu, ancak albümü dinlemekten de hiçbir şekilde vazgeçmeye niyetimin olmadığını belirtmem gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının başındaki sıcak karşılaşmayı duyduğumuz &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Olives&lt;/span&gt;, dinleyenleri albüme hazırlayan şirin bir intro olmanın ötesine geçmez. Üstelik bizleri, kadrodaki yeni elemanlar Craig McFarland (bas) ve Jamie Meyer (keyboard) ile de tanıştırmaz. Ancak albümün ilk 'şarkı gibi şarkısı' &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mountain&lt;/span&gt; tüm haşmeti ve tüm brutalliği ile açıldığında hem bu yeni elemanları hem de artık bir Devin Townsend klasiği haline gelen Gene Hoglan'ın davullarını en duyulur biçimde hissetmeye başlarız. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Mountain&lt;/span&gt;, tipik bir Devin-bestesi gibi başlasa da, 01:52 itibariyle giren pasajlarla insanı dumur etmeye programlı, tek kelimeyle sakat bir şarkı yapısına sahiptir. Tempo hiçbir zaman mid-level'ın üzerine çıkmaz ama şarkı bittiğinde kendinizi yorulmuş hissedebilirsiniz! Arkasından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Earth Day&lt;/span&gt; ise bu albümün başyapıtı, en öne çıkan şarkısıdır. Yaklaşık on dakikalık bu müzikal yolculuk "şekerpancarlarınızı yiyin... onları geri dönüştürün, onları geri dönüştürün; şekerpancarlarınızı yemeyin... onları geri dönüştürün, onları geri dönüştürün..." sözleri ile açılır ve ilk dikkatinizi çeken Devin Townsend'ın "recycle" diyişi olacaktır! Hayatımda bir şarkıyı bu kadar 'dikkat çekici' kılan başka bir vokal dizesi ile karşılaşmadım ve bunun ne çeşit bir kafadan çıkabileceğini tahmin bile edemiyorum gerçekten... Aslında şarkının kendisi, öyle geçişlere, öyle sound değişimlerine ve öyle melodilere sahiptir ki, yalnızca bir vokal dizesinden bahsetmek kendisi için belki de acıklı bir durumdur ama bunun için şarkıya bir kez göz atmak yeterli olacaktır. Yine de özellikle 03:40-04:09 arasındaki sanat eserinin nasıl bir olay olduğunu dinlemeyi herkese tavsiye ediyorum!... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Earth Day&lt;/span&gt;'in anormalliği, sonraki şarkıyı dağıtmasın diye olacak, Devin Townsend, sıralamaya akustik bir şarkı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Deep Peace&lt;/span&gt;'i almayı uygun görmüş; albümün 'dünyevi' atmosferini bu şekilde sağlamaya çalışmıştır. Ancak şarkıda, tüm Devin-diskografisindeki en iyi gitar sololarından birinin olduğunu belirtmek şarttır. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Canada&lt;/span&gt; son derece eğlenceli bir şarkı olmasının yanında, bir hayli de yaratıcı bir bestedir. Bas gitar gibi çalınan gitar riffleri ve 02:15'te giren davullar, şarkının ayırt edici yanlarını oluşturur. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Down and Under&lt;/span&gt; akustik gitarlar ve doğa sesleri ile elde edilmiş kısa bir aradır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Fluke&lt;/span&gt; ile bir kez daha eğlenceli bir yolculuğa çıkılır. Herhangi bir Devin-bestesini başka gruplarla karşılaştırmak istemem ama sanki bu şarkı, Devin'ın bir başka Kanada devi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Rush&lt;/span&gt;'a yaptığı tribute gibi durmaktadır. Şarkı ortalarda uçuşa geçse de, sakin sakin kapanır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nobody's Here&lt;/span&gt;, albümün balladı gibi durur ancak, mükemmel solosu ve süper gitarları ile bu sıfatın çok üzerinde, harika bir bestedir. Ardından albümün en depresif, en can yakıcı şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tiny Tears&lt;/span&gt; gelir. "29 yaşındayım ve bundan milyonlarca mil ötedeyim" der Devin ve son derece ağır gitarlarla - belki de bu kez &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pink Floyd&lt;/span&gt;'a tribute yaparak - derdini anlatmaya koyulur. Şarkıda bir kez daha harika bir gitar solosu mevcuttur ama şarkının asıl anlatmak istediğini bana göre hem bestedeki iniş çıkışlar hem de Gene Hoglan'ın sonlarda vurduğu zil-darbeleri sağlar. Son derece etkili ve yakalayıcı bir bestedir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tiny Tears&lt;/span&gt;'ın yarattığı depresif etkiden çıkartma görevi ise, son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Stagnant&lt;/span&gt;'a kalmıştır. Kış bitmiş, yaz gelmiştir. Devin, 1970'li yıllardan kalma progresif-rock şarkılarına, son derece etkili vokalleri ve mükemmel nakaratıyla selam çakar ve albümü bitirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;'yı dinleyen birinin, Devin Townsend diskografi hakkında ne kadar bir fikri olabileceği hala kafamı kurcalayan bir konudur. Devin Townsend, her anlamda manyak bir kişiliğe sahip olsa ve kimi yerlerde bu arızasını &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;'ya da yaymış olsa da, bu albümde çok daha 'dünyevi' bir atmosfer yaratmış, çok daha 'insani' bir performans ortaya koymuştur. Ancak buna rağmen, ve son derece de ironik bir şekilde, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;, tüm diskografinin en zor anlaşılan ürünlerinden biri olacaktır. Bunun nedenini anlamak da anlatmak da henüz harcım değil anlaşılan, ancak ilk bu albümden başlamamak üzere, tüm Devin Townsend fanlarının dinlemesinin farz olduğunu belirtmem gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-2682533066088710844?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/2682533066088710844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-terria-2001.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/2682533066088710844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/2682533066088710844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-terria-2001.html' title='devin townsend - terria (2001)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHDC9jDuI/AAAAAAAAABw/wv6jLY0FTP4/s72-c/terria.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-551355485835977940</id><published>2009-10-16T20:59:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:19:54.137+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - physicist (2000)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHVBZskmI/AAAAAAAAAB4/pH_4KqlLuBE/s1600-h/physicist.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHVBZskmI/AAAAAAAAAB4/pH_4KqlLuBE/s320/physicist.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393279717743563362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-ass-sordid-demos-i-from.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ass Sordid Demos I&lt;/span&gt;, aslında Devin'ın 2000'li yıllara merhaba albümü olmayı hakedecek bir yapıt değildi, ve biliyorum ki - böyle bir derdi olmasa da - Devin da bundan hazetmiyordu. Onun aklında - her zamanki gibi - yine cin fikirler, bin tür tilkiler dolanmaktaydı. Bu kez hedef daha da kaçıkça idi: "speed metal tadında pop şarkıları yapmak". Burada hem 'speed metal' hem de 'pop' sıfatları, Devin'ın kendi lügatından seçmelerdi ve bildiğimiz anlamları ile hiçbir alakaları da bulunmamaktaydı. Albüm için belirlenen müzisyen kadrosu birebir Strapping Young Lad elemanlarından oluşacaktı ve Devin, bu kez prodüksiyonu kendisinden başka birine emanet ettiğini açıklamıştı (ben nedense bu argümanı pek güvenilir bulmuyorum!). Ortaya çıkan albüm, bana göre, yukarıda sunulan reçeteden ziyade, Strapping Young Lad'in Ocean Machine versiyonu gibi olmuş; bir anlamda, Devin Townsend diskografisinin, bir albümlük özetini ortaya koymuştu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Beatles&lt;/span&gt; tarzı nakaratların altına yerleştirilen çift kros davullar, death metal tadında gitar tonları, overdrive'lı baslar ve her türden vokaller ile daha önce hiç kimsenin akıl edemediği bir müzik elde edilmişti. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Physicist&lt;/span&gt;, gerçekten de, sanki bir fizikçinin, kaçık bir bilim adamının elinden çıkmış gibi duruyordu ve Devin Townsend diskografisiyle yeni tanışacaklar için, ileride olacaklar ve geçmişte olan bitenler hakkında en iyi fikri edinebilecekleri albüm olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Namaste&lt;/span&gt;, bir Devin Townsend şarkısında olması gereken her şeyi, üç dakika kırk üç saniyeye sığdırmayı başaıyordu. Hızlı, sert, agresif ve melodik bir müzik üzerinde, inanılmaz güçlü ve armonik vokaller; ve hepsinden öte çok zevkli bir nakarat. Şarkıda bahsi geçen "kelimelerin kaybolduğu an" ya da "insanın tarif edemediği hisler" için üretilmiş "Namaeste" sözü de, şarkıya mükemmel uyuyordu. İkinci sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Victim&lt;/span&gt;, daha bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-infinity-1998.html"&gt;&lt;/a&gt;Infinity&lt;/span&gt; havasında ve nakaratındaydı. Devin'ın "right now, right now, right now" çığlıkları ciddi anlamda sanatsal şeyler!... Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Material&lt;/span&gt;, albümün en iyi bestelerinden biri ve bu hızda bu kadar 'etkili' bir şarkı yapmak da kesinlikle herkesin harcı değil. Dördüncü sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kingdom&lt;/span&gt;, bence albümün en zayıf halkası ve sanki bir hayli yavaşlatılmış (ama davulları hemen hemen aynı bırakılmış) bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Lamb of God&lt;/span&gt; şarkısını andırıyor. Neyse ki bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Death&lt;/span&gt; fazla bekletmeden geliyor da, bu gereksiz aradan bir an önce sıyrılıyoruz. Albümdeki en sert, en vahşi ve en 'metal' şarkı kesinlikle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Death&lt;/span&gt; ve buna rağmen eğlence hala fazla uzağımızda değil! Kısa enstrümental şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devoid&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Death&lt;/span&gt; kadar olmasa da, yine de can yakıcı bir beste ve hız konusundan pek fazla ödün vermeye niyetli değil. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Devoid&lt;/span&gt;'un başlattığı davul ataklarını takip eden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Complex&lt;/span&gt; ise adıyla ironi oluşturur derecede 'basit' bir şarkı - ancak bu basitliğin hala Devin standartlarında olduğunu belirtmem şart -. Adına bayıldığım &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Irish Maiden&lt;/span&gt;, açılış riffleriyle albümün geneline uygun başlasa da, albümün genelinden değişik bir şarkı. Aynı değişimi bir sonraki beste &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Jupiter&lt;/span&gt;'da da görüyoruz aslında. Clean vokaller çok daha fazla ön plana alınmış durumda ve bir kez daha Ocean Machine havasına girmemiz an meselesi. Ancak bu durum fazla uzun sürmüyor ve bizler albümün en iyi şarkısı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Planet Rain&lt;/span&gt;'e doğru yelken açıyoruz. Tüm Devin Townsend kariyerinin en uzun, en kompleks ve en sıradışı bestelerinden biri çıkıyor karşımıza bu şarkıda. Devin'ın vokalleri bile bir farklı geliyor kulağa. Belki de kendisinin bahsettiği 'pop' hava en çok burada duyuluyor ama hangi pop şarkısında çığlık vokaller, double-kick davullar ve bilhassa da 05:26'dan sonra devreye giren gitarlar var bilemiyorum! Her şeyiyle mükemmel bir beste ve sırf bu şarkı için bile albümü baştan sona dinleme zevkini elde etmek, akıllıca bir yatırım oluyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Physicist&lt;/span&gt;, Devin Townsend'ın 1990'lı yıllarda kaldığı yerden, 2000'li yıllarda da devam edeceğinin; insanları şaşırtmaya, müzik piyasasını derinden yaralamaya ve gerçek sanatın nasıl bir şey olduğunu cümle-aleme ispat etmeye kararlı olduğunun açık bir kanıtı oluyor. Devin Townsend'a yabancı birine ilk tavsiye edeceğim albümün, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Physicisty&lt;/span&gt; olacağını da bir kez daha belirtmek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Albümün sonraki sürümlerinde eklenen dört şarkıdan (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Forgotten&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Man&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machines&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Promise&lt;/span&gt;) yalnızca &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Forgotten&lt;/span&gt;, daha önce yayımlanmamış bir şarkı ve açıkçası çok da fazla bahsedilmeyi gerektirmiyor diye düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-551355485835977940?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/551355485835977940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-physicist-2000.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/551355485835977940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/551355485835977940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-physicist-2000.html' title='devin townsend - physicist (2000)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHVBZskmI/AAAAAAAAAB4/pH_4KqlLuBE/s72-c/physicist.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-3058638468186891978</id><published>2009-10-16T20:56:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:20:39.841+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - ass sordid demos i (from '90 - '96) (1999)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHgm-Z-gI/AAAAAAAAACA/ICqAmU-lwRI/s1600-h/Ass-Sordid+Demos+%281990-1996%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHgm-Z-gI/AAAAAAAAACA/ICqAmU-lwRI/s320/Ass-Sordid+Demos+%281990-1996%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393279916808206850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2000'li yıllara girildiğinde Devin Townsend'a ait ilk ürün, 1990 ve 1996 yılları arasında kaydedilmiş ancak albümlerde kendilerine yer edinememiş on şarkıyı içeren &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ass Sordid Demos I&lt;/span&gt; albümü oldu. &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity&lt;/span&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-infinity-1998.html"&gt;&lt;/a&gt;'de yer almamak için ne gibi özelliklerden yoksun olduklarını anlayamadığımız - ki hepsi üzerinde belli ki fazlasıyla kafa yorulmuştu - bu on şarkıdan altısı Devin'ın müthiş vokallerini içerirken, dördü enstrümental (aslında yine vokalli ama vokalin pek de vokale benzemediği şekilde) takılmaktaydılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Man&lt;/span&gt;, daha çok yavaşlatılmış bir Strapping Young Lad şarkısını andırıyordu. Şarkının sözlerindeki aşırı öfke bile bu tezi doğrular nitelikteydi. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machines&lt;/span&gt;, açıkça &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt; albümü için yazılmış, progresif ve epik bir şarkıydı. Yaklaşık sekiz buçuk dakika süren şarkı, tıpkı Ocean Machine projesindeki gibi katmanlı vokalleri, keyboarddan elde edilmiş melodi üzerinde seyreden gitarları ve yaratıcı bestesiyle, son derece kayda değer bir çalışmaydı. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Promise&lt;/span&gt;, Devin Townsend diskografisinden daha önce karşılaşmadığımız türden lower-mid tempo ve bol tekrarlı, biraz da sıkıcı bir şarkıydı. Dördüncü sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;L.A.&lt;/span&gt;'de vokaller ön planda, hatta geri kalan her şey bir hayli arka plandaydı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Morwar&lt;/span&gt; garip vokallerin eşlik ettiği deneysel bir üründü. Akabinde gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Amsterdam&lt;/span&gt;, şehrin kendisi gibi tuhaf bir atmosfere sahipti. Ağzında birşeyler gevelermiş gibi duran Devin'ın ne dediği, ya da ne demek istediği fazla anlaşılmıyor; endüstriyel sesler, kulak tırmalıyorlardı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Red Tomorrow&lt;/span&gt; bahsi geçen endüstriyel seslerin devamını sergilerken, bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;My Girl&lt;/span&gt;, cazz ritmli davulları, koro-vari vokalleri ve tuhaf piyano darbeleri ile, bence albümün en iyi ürünüydü! Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Road Kill&lt;/span&gt;, neredeyse &lt;span style="font-style: italic;"&gt;IR8&lt;/span&gt;te yer alması gereken ve acemice duran bir besteyi andırıyordu. Son şarkı (!) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;That's Life&lt;/span&gt; ise, belki de hayatın kendisi gibi, boş, sessiz ve yalın bir kayıt olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machines&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;My Girl&lt;/span&gt; haricinde, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ass Sordid Demos I&lt;/span&gt;'daki şarkıların çok da fazla bir numaraları bulunmuyor; Devin'ın "iyi ki demo olarak bırakmışım" diyebileceği bestelerden oluşuyordu. Tabi, bir sonraki albümde her şey bir kez daha allak bullak olacaktı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-3058638468186891978?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/3058638468186891978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-i-from.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3058638468186891978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/3058638468186891978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-ass-sordid-demos-i-from.html' title='devin townsend - ass sordid demos i (from &apos;90 - &apos;96) (1999)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHgm-Z-gI/AAAAAAAAACA/ICqAmU-lwRI/s72-c/Ass-Sordid+Demos+%281990-1996%29.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-7463631442248367721</id><published>2009-10-16T20:54:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:21:57.720+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - official bootleg (live in Toronto and Vancouver) (1999)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHz7OG0hI/AAAAAAAAACI/JR7OGQtl_Ls/s1600-h/official+bootleg.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 194px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHz7OG0hI/AAAAAAAAACI/JR7OGQtl_Ls/s320/official+bootleg.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393280248660283922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Strapping Young Lad adı altında yayımlanan bir live albümden sonra, Devin'ın 1999 için seçtiği konser albümü, o güne dek çıkmış Ocean Machine ve Devin Townsend albümlerinin içeriğinden elde edilmiş, daha soft ama kesinlikle aynı manyaklıkta bir live albüm oldu. Başından sonuna müzisyenlerin gövde gösteri şeklinde geçen albümde, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-no-sleep-till.html"&gt;&lt;/a&gt;No Sleep till Bedtime&lt;/span&gt;'da yer almamasına anlam veremediğim bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt; performansı ve dört adet de akustik performans yer almaktaydı (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sister&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hide Nowhere&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Noisy Pink Bubbles&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Night&lt;/span&gt;). Bu şarkılardan yalnızca &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt; - kendi kalitesine yaraşır şekilde - albümle bütünlük gösteriyor olsa da, şarkı seçimi, böylesi kalabalık bir diskografi için son derece başarılı yapılmıştı. Ve hepsinden öte, bir canlı kayıt için, prodüksiyon kalitesi sınırları zorlar nitelikteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Unity&lt;/span&gt;, sadece bir ısınma alıştırması gibiydi ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seventh Wave&lt;/span&gt;'e bağlantısının orijinalliği dışında fazla bir numarası yoktu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seventh Wave&lt;/span&gt;'in ilk gitar rifflerinden itibaren albüm, kalitesini ve heyecan verici özelliğini belirtmeye başlamıştı. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Regulator&lt;/span&gt; yerini hakeder nitelikte ve kesinlikle uygun bir yerde karşımıza çıkıyordu. Şarkının orijinalinde geri planda olan keyboardların öne çekilmesi şarkıyı daha da iyi hale getirmişti. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Truth&lt;/span&gt; aynı kaliteyi sürdürür ve keyboardlar bir kez daha can yakarken; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;War&lt;/span&gt;, bana göre canlı haliyle çok daha sempatik ve başarılı bir hale büründürülmüştü. Devin'ın seyirciyi gaza getirici "hey, hey, hey"leri, şarkıya resmen bambaşka bir hava katmıştı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;War&lt;/span&gt;'un hemen akabinde yer alan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bad Devil&lt;/span&gt; bir kez daha içinde yer aldığı albümün en iyisi olma sıfatını haketse de, orijinalindeki trombon performansını özletir haldeydi. Devin Townsend'ın stüdyo numarası zannedilen vokalleri, burada da aynı mükemmellikte yapabiliyor olması ise, apayrı bir yazı konusu olmalı... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Christeen&lt;/span&gt;'in bu albümdeki şanssızlığı, albümün en iyi şarkısından sonra ve en iyi performanslarından birinden (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hide Nowhere&lt;/span&gt;) önce geliyor olmasıydı. Ritm gitarist Jed Simon'ın doğum günü şerefine yapılan ufak bir "hepi börtdey" arası, bana göre Devin Townsend diskografisinin en iyi şarkısı olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt;'a mükemmel bağlanıyordu ama ben - muhteşem canlı performansa rağmen - yine de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt;'ın stüdyo halini tercih ettiğimi belirtmeliyim. &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Punky Brüster&lt;/span&gt; günlerinden kalma &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fake Punk&lt;/span&gt;, bir önceki şarkıyı yazabilen bir adamın, nasıl olup da bu şakıyı da yazabiliyor oluşu konusunda hepimizi hayretlere düşürmesi dışında fazla bir numara yapmıyor ve albüm, belki de en zayıf performansı ile son buluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 yılı bitmiş, Devin Townsend 2000'li yıllara sağlam bir geçiş yapmak yerine, eski kayıtları bir kez daha gözler önüne sermek uğraşına girmişti. Öyle ki, aynı yıl içinde bir de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Un-Official Bootleg&lt;/span&gt; yayımlayacak, neredeyse tüm şarkılarının canlı performanslarını, kendisini canlı izleme fırsatı bulamayan fanlarına dinletecekti. 2000'li yıllar ise Devin'ın neler yapabiliyor olacağına dair bir fikir, bir ümit ve muhakkak ki hayallerle bekliyordu onu. Sırada daha bir dolu proje, bir dolu heyecan vardı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-7463631442248367721?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/7463631442248367721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-official-bootleg-live-in.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7463631442248367721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7463631442248367721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-official-bootleg-live-in.html' title='devin townsend - official bootleg (live in Toronto and Vancouver) (1999)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjHz7OG0hI/AAAAAAAAACI/JR7OGQtl_Ls/s72-c/official+bootleg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-1193046777989311264</id><published>2009-10-16T20:52:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:23:11.500+03:00</updated><title type='text'>strapping young lad - no sleep till bedtime (live in australia) (1998)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIGstZSZI/AAAAAAAAACQ/vTzeQr3P8Gk/s1600-h/no+sleep+till+bedtime.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIGstZSZI/AAAAAAAAACQ/vTzeQr3P8Gk/s320/no+sleep+till+bedtime.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393280571182500242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yaşım gereği Strapping Young Lad diskografisini başladığı yerden takip etme imkanı bulabilmiş bir Devin Townsend hayranı/takipçisi olamadım, hatta bazen öyle yerlerden, öyle albümlerden başlamak zorunda kaldım ve ürünleriyle öyle alakasız yerlerden tanıştım ki, bazı soruların ve pek tabi bazı cevapların kafamda yer etmesi bir hayli zamanımı aldı. Örneğin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-heavy-as-really.html"&gt;&lt;/a&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-city-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;City&lt;/span&gt; albümlerini çıktıkları tarihte dinlemiş/edinmiş olsam, eminim ki her iki albümün de birer stüdyo harikası olduklarını ve canlı olarak asla çalınamayacaklarını, en azından aynı havayı veremeyeceklerini düşünürdüm. Şans bu ki, edindiğim ilk Strapping Young Lad albümü, bir canlı albüm olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;No Sleep till Bedtime&lt;/span&gt;'dı ve bu iddiam bir nevi tersine dönüp "bu şarkıların canlı hali bu şekildeyse, stüdyo halleri nasıldır?!" şaşkınlığına dönüştü. Sonradan anladım ki, her iki iddianın cevabı da aynıydı: Strapping Young Lad hem stüdyoda hem de canlı performanslarında imkansız şeyler yapıyordu ve önemli olan çalınan şeyin canlı olup olmaması değil, içerdiği değişmeyen müzisyenlik kalitesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;No Sleep till Bedtime&lt;/span&gt;, değil 1998 yılının, şu anda çıkan konser albümlerinin bile çoğunun erişemediği kristal kalitede bir sounda ve tek kelimeyle aşmış bir müzisyenliğin sergilendiği harika bir kadroya sahip bir albüm. Seyirci sesinin ön planda olduğu bir albüm yerine, müzisyenliğin ön planda olması bana her daim çekici gelmiştir ve işte bu da aynen bunu sağladığı için ayrıcalıklı bir kayıt. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Velvet Kevorkian&lt;/span&gt;-&lt;span style="font-style: italic;"&gt;All Hail the New Flesh&lt;/span&gt; ile başlayan albüm, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Home Nucleonics&lt;/span&gt; ile ultra hızına ulaşıyor; oradan geçiş yaptığı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oh My Fucking God&lt;/span&gt; ile doruğuna ulaşıyor; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt; ile bu dorukta bir kaç dakika daha kalmanızı garanti ediyor; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;In the Rainy Season&lt;/span&gt; ile soluk alabileceğinizi sandığınız anda, sizi bir kez daha yerinize çiviliyor; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Far Beyond Metal&lt;/span&gt; ile clean vokal gösterisi yapıyor ve siz daha ne olduğunuzu anlamadan sona eriyor. Size kalan tek şey, ister istemez başa dönmek ve bu imkansız performansa bir kez daha şahit olmaya çalışmak oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten her seferinde hayranlıkla dinlediğim muhteşem bir canlı kayıt. Tüm zamanların en iyi live albümlerinden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Albüme sonradan eklenen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Japan&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Centipede&lt;/span&gt;, hem canlı değiller hem de albümün gaz havasını tamamen bozan şarkılar olduğundan, yoruma dahil edilmediler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-1193046777989311264?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/1193046777989311264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-no-sleep-till.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1193046777989311264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1193046777989311264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-no-sleep-till.html' title='strapping young lad - no sleep till bedtime (live in australia) (1998)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIGstZSZI/AAAAAAAAACQ/vTzeQr3P8Gk/s72-c/no+sleep+till+bedtime.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-1073907005895005046</id><published>2009-10-16T20:48:00.003+03:00</published><updated>2009-11-01T23:55:30.056+02:00</updated><title type='text'>devin townsend - infinity (1998)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIXYKB5PI/AAAAAAAAACY/znoJXgAHcfM/s1600-h/infinity.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIXYKB5PI/AAAAAAAAACY/znoJXgAHcfM/s320/infinity.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393280857723233522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/devin-townsend-christeen-4-demos-1998.html"&gt;&lt;/a&gt;Demonun hemen ardından çıkan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity&lt;/span&gt;, demodan önce vadedilen reçeteyi (&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt;'in daha pop versiyonu) neredeyse harfiyen yerine getiren bir albüm oldu. Dürüstçe söylemek gerekirse, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity&lt;/span&gt;'nin, Devin Townsend diskografisinden dinlediğim ilk albüm olmasına rağmen, en az sevdiğim, daha doğrusu belki de en az anladığım Devin Townsend ürünü olduğunu belirtmeliyim. Progresif rock-metal anlayışımda keyboardların bu derece baskın olduğu albümler yerine, daha gitar ağırlıklı ve daha atmosferik (Devin Townsend'ın diğer albümleri, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Porcupine Tree&lt;/span&gt; gibi) çeşitleri tercih etmem buna neden olsa da, asıl meselenin, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity&lt;/span&gt;'deki bestelerde olduğunu belirtmem gerekiyor. Diğer Devin şarkılarına nazaran çok daha 'tekdüze' ve çok daha 'basit' (Devin standartlarına göre!) olan şarkılar, beni fazla açmıyorlar ama yine de albümün bir çok fanı olduğunu belirtmeli ve muhakkak bir şans verilmesi gerektiğini düşündüğümü söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü açan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Truth&lt;/span&gt;, girişindeki rifflerle Ocean Machine'den çıkma gibi dursa ve 00:23'te giren davullar Strapping Young Lad'i andırsa da, bestenin devamından da anlaşılacağı üzere tamamen yeni bir Devin Townsend ürünü olarak göze batıyor. Üstelik "la la la la la.." temalı korolarıyla son derece çarpıcı bir bridge'e de ev sahipliği yapıyor. Albümün en iyilerinden biri! İkinci sırada demodan çıkma &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Christeen&lt;/span&gt; var ve hala sıradan bir şarkı. Üçüncü sıradaki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bad Devil&lt;/span&gt;, tam manasıyla manyak bir şarkı ve bence albümün en başarılı bestesi. Bir çocuk parkından çıkabilecek keyboard melodileri üstüne eklenmiş önce brutal, sonra clean vokaller ve 04:20'den sonraki dehşetengiz vokaller (Devin Townsend kariyerinin en iyi anlarından biri), tam anlamıyla süper bir şarkıyı işaret ediyor. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;War&lt;/span&gt; ne yazık ki, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bad Devil&lt;/span&gt;'ın kaldığı yerden devam etmiyor, hatta albümün en sıradan bestelerinden biri olarak kalıyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Soul Driven Cadillac&lt;/span&gt; da, mükemmel sözlerine karşın, bundan pek ayrı durmuyor. Allah'tan kendisinden sonra gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ants&lt;/span&gt;, bir Devin Townsend bestesine göre bile 'manyak-ötesi' oluyor da, durumu tekrar toparlıyor. Bilinen bir melodinin üzerine ultra-hızlı vokaller ve çılgın gitarlar! Formül basit ama sonuç olağanüstü. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Wild Colonial Boy&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ants&lt;/span&gt;'in yarattığı etkiyi devam ettiremese de, kendi başına tekrar tekrar dinlenilebilecek kadar başarılı vokallere ev sahipliği yapıyor ve özellikle sözlerin gitar melodileriyle neredeyse birebir örtüştüğü kısımları ile akılda yer etmeyi başarıyor. 'The Wild Colonial Boy' ismindeki ünlü Anglosakson folk şarkısı ile kendisi arasında ne sözler anlamında ne de müzik anlamında bir bağ kurabildim ben ama belki vardır Devin'ın bir bildiği... Bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Life is All Dynamics&lt;/span&gt;, anlamlı sözleri, şahane armonisi ve sertleştiği bölümlerdeki olağanüstü melodisi ile albümün en başarılı şarkılarından biri ve sessiz, sakin ama son derece etkili epik şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Unity&lt;/span&gt;'ye mükemmel bir referans oluyor ve albümü birlikte kapatıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşündüm - ve albümü yorumlarken bir kez daha dinledim - de, belki de biraz fazla acımasız olmuşum &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity&lt;/span&gt;'ye karşı. İçinde en azından dört-beş tane harika şarkı barındıran bir albümü es geçmek cidden büyük bir aptallıkmış benim için. En azından sözü geçen şarkıların bir defa de olsa dinlenmesinde fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Albümün yeni piyasaya sürülen versiyonlarında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Noisy Pink Bubbles&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sister&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hide Nowhere&lt;/span&gt; şarkılarının akustik canlı performansı, ve bir de &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Man&lt;/span&gt; isimli şarkının demo versiyonu yer alıyor ancak ne kendi içlerinde, ne de albümün genelinde çok da kaydadeğer işler olduklarını söyleyebileceğimden, kendilerini pas geçmeyi tercih ettiğimi belirtmeliyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-1073907005895005046?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/1073907005895005046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-infinity-1998.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1073907005895005046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/1073907005895005046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-infinity-1998.html' title='devin townsend - infinity (1998)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIXYKB5PI/AAAAAAAAACY/znoJXgAHcfM/s72-c/infinity.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-5577784869914691461</id><published>2009-10-16T20:45:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:25:35.350+03:00</updated><title type='text'>devin townsend - christeen + 4 demos (1998)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIqkkf_oI/AAAAAAAAACg/QQEYcNH_vd4/s1600-h/christeen.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 250px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIqkkf_oI/AAAAAAAAACg/QQEYcNH_vd4/s320/christeen.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393281187472998018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;Biomech&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-city-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; gibi iki inanılmaz, ama aynı ölçüde de alakasız albümü, bir yıla sığdırmayı başaran Devin Townsend; 1998 yılını projelerine değil (gerçi rahat durmayıp bir Strapping Young Lad konser albümü de yayımlayacaktır ama!), kendi adıyla yayımlayacağı ilk albüme ayırır. Albümün tarzı ne Ocean Machine'e ne de Strapping Young Lad'e benzemelidir. Amaç 'progresif'liği sabit bırakıp, daha pop-rock bir havaya sahip olmaktır. Keyboardlar öne çekilecek, yalnızca gitarlar biraz daha arka plana itilecektir. Davul bile çift-kros devam eder, Gene Hoglan da setin gerisinde takılmaktadır zaten. Albüm için çalışmalar sürerken, Townsend bir deneme yapmaya karar verir ve albümde en güvendiği şarkılardan biri olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Christeen&lt;/span&gt;'in önderliğinde, ayrıca dört de yayımlanmamış demo şarkı içeren, kısa bir ep çıkartır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Christeen&lt;/span&gt;, beste yapısıyla yavaş tempolu bir Ocean Machine şarkısını andırsa da, esasında çok daha rock temelli bir şarkıdır. Devin Townsend özellikle bu şarkının nakaratlarını &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Beatles&lt;/span&gt; tadında diye nitelendirmekten zevk aldığını belirtir. Şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Phantom of the Opera&lt;/span&gt; müzikalindan bir aşk sahnesi üzerine yazılmış, kısa bir aşk şarkısıdır. Ancak neşeli melodisi ile, klasik aşk şarkılarından ayrılır. Arından gelen, albümün en Ocean Machine-gibi şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Om&lt;/span&gt; katmanlı yapısı ile kendisini dinlettirmeyi başarır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sit in the Mountain&lt;/span&gt; ise albümün gerçek balladıdır, tabi Devin standartlarında... Şarkıdaki melodi yine majör tondadır ama bu kez anlatılan daha net ve daha sadedir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Processional&lt;/span&gt;, albümün en uzun ve en sert şarkısıdır. Çığlık vokaller kullanılmasa da, Devin'ın vokalleri ciddi anlamda can yakıcıdır. Özellikle keyboard serileri çok başarılıdır. Son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Love-Load&lt;/span&gt; ise 'ne idüğü belirsiz' sıfatını sonuna kadar hakeder! Zil sesleri, rahatsız edici distortionlar ve üst üste bindirilen sample'lar, Devin'ın deli kafasından çıkan kaotik atmosferi yaratmayı en iyi şekilde başarırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Christeen + 4 Demos&lt;/span&gt;, ardından gelecek &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Infinity &lt;/span&gt;albümüne güzel bir hazırlık olmaktan fazla bir şey ifade etmese de, en azından &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Processional&lt;/span&gt; için dinlenmelidir!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-5577784869914691461?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/5577784869914691461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-christeen-4-demos-1998.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5577784869914691461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5577784869914691461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/devin-townsend-christeen-4-demos-1998.html' title='devin townsend - christeen + 4 demos (1998)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjIqkkf_oI/AAAAAAAAACg/QQEYcNH_vd4/s72-c/christeen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-792567607154835050</id><published>2009-10-16T20:43:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:26:43.934+03:00</updated><title type='text'>strapping young lad - city (1997)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjI7mOQRwI/AAAAAAAAACo/FDfDJIYMTVY/s1600-h/city.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjI7mOQRwI/AAAAAAAAACo/FDfDJIYMTVY/s320/city.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393281479974340354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/ocean-machine-biomech-1997.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine&lt;/span&gt; projesinin yumuşak, daha dengeli ve kesinlikle daha sakin havası Devin’ın ve sanatının bir yüzünü temsil ederken; aynı yıl çıkan yeni Strapping Young Lad albümü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;/span&gt;, paraleldeki kızgın, hırçın, kavgacı ve sert yanları en ekstrem biçimde ortaya koymak için yaratılmıştı. Hem de Devin Townsend diskografisinin bile, hala, ulaşamadığı bir esktremitede!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki Strapping Young Lad albümü &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/strapping-young-lad-heavy-as-really.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt;’de session elemanlar olarak boy gösteren Jed Simon (gitar) ve Byron Stroud (bas) kadroya kalıcı elemanlar olarak alınmış, davullara ise efsanevi isim (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dark Angel&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Death&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Forbidden&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Testament&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Old Man’s Child&lt;/span&gt; gibi gruplarda çalmış) Gene Hoglan geçmişti. Full kaos, full hız, full ekstremite, full delilik için her şey hazır gözüküyordu. Devin Townsend gerek besteleri, gerek sözleri, gerekse vokalleri ile tam anlamıyla delirmişe benziyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;/span&gt;, baştan sona ,o kadar alışılmadık, o kadar aşırı bir albümdü ki, Townsend bir kez daha tek bir albümle bir janr yaratma işine koyulmuş ve daha ilginci, bir kez daha bunu başarmıştı. Üzerinden on iki yıl geçmiş olmasına karşın, müzik dünyası &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;/span&gt; gibi bir ikinci albümü görebilmiş deği. Bu ayrıcalıklı diskografinin, en ayrıcalıklı ve bana göre en dahiyane albümü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu boktan insanlara inanabiliyor musunuz? Tüm siz sikilmiş insanlar. Sikilmiş hayatlarınızla... ve saçma önceliklerinizle... ve hasta sikilmiş savaşlarınızla... ve gülünç dinlerinizle... ve boktan müziklerinizle... ve sikilmiş hasta nefretinizle... saçma, sit-com, Kuzey-Amerikan cehaletinizle... Yeni bir zaman başlıyor... Ve biliyoruz ki, siz o zaman ayağa kalkmış olacaksınız.... Babınız kim?” diyerek açar albümü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Velvet Kevorkian&lt;/span&gt;. Ve bütün öfkesini kusar Devin Townsend, sanki albümün müjdesini verircesine!... Hemen ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;All Hail the New Flesh&lt;/span&gt;, Gene Hoglan’ın abartılı çift krosları ile açılır ve dinmezcesine kulaklara hücum eden bir fırtınayı andırır. Herhangi bir albüme ait ‘en sert’ şarkı olarak kolaylıkla adlandırılabilecek bu şarkı, aslında albümün en duraklı bestelerinden biridir. “Domuzları cehenneme gönder”ir ve herşeyin yoluna gireceğini müjdeler. Bir sonraki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oh My Fucking God&lt;/span&gt;, yalnızca ekstremitenin ve tahammülün/hoşgürünün sınırlarını zorlayan sözleriyle değil, 00:48’den sonra vokali, gitarları ve pek tabi ki davulları takip etmenin dahi imkansız olduğu beste yapısı ile, albümün en dikkat çekici yanlarından biridir. Şarkının kaotik yapısını anlatmaya kelimelerim yetmez; bu yüzden, yalnızca şarkının içinde geçen iki sözden bahsedeyim: “tüm zeka sahibi yaratıklar, rüya görmenin rüyası için uykuya yatarlar” ve “tüm istediğim, anneciğim”. Budur! Ve pek tabi ki takip eden şarkı(!) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt;. Çok net söyleyeyim: hayatımda böyle bir şarkı dinlemedim. Beş dakika otuz yedi saniye boyunca süren kontrollü delilik böyle bir şey olsa gerek: at koştururcasına sürüklenen gitar ve baslar; koro vokaller; hiç susmayan çift-kros davullar; beyin zarını delmeye programlanmış endüstriyel sample’lar ve kesinlikle cehennem patentli çığlıklar! 01:16’da müzik dinlediğini iddia eden her yaşayan canlının delirmesi şart! Melodiler, sertlik ve ultra-ultra-ultra yetenek: hepsini birleştirip, rahatlıkla bu şarkıyı elde edebilirsiniz. Bütün Devin Townsend diskografisinin en iyi, en sert ve en melodik şarkısı işte budur! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt; öyle bir şarkıdır ki, kendisinden sonra gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Home Nucleonics&lt;/span&gt;’in nasıl bir şarkı olduğunu anlamanız için, özellikle kendisini ayrıca dinlemeniz gerekir. Davullar grind takılır, vokaller scream’e kayar, melodi zorla serpiştirilmiş gibi iğreti durur ama beğendiğiniz bir şeyler bulmanız hiç de zor değildir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;AAA&lt;/span&gt; ise, eğer &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt;’tan kendinizi arındırabildiyseniz (ironik bir cümle oldu!), serüvene devam etmeniz için size her şeyi sunan bir şarkıdır. Tempoyu birazcık düşürür ama bir sonraki şarkı geldiğinde anlarsınız ki, aslında onun için zemini hazırlamakla görevli bir şarkıdır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Underneath the Waves&lt;/span&gt;, neredeyse &lt;span style="font-style: italic;"&gt;AAA&lt;/span&gt;’in kaldığı yerden devam eder ama çok daha kompleks bir yapı ve çok daha yerinde melodilerle... “Gündüz düşlerinden uyanmaktan bıktım” der Devin ve toplumun boktanlığına isyan eder. Siz sözleri anlamasanız bile, ortada bir isyan olduğunu farkedersiniz, çünkü Devin Townsend çıldırmıştır! Söylentiye göre, bu albümün kayıtları sırasında, atılan çığlıklardan dolayı Devin stüdyoda bayılmış, en azından kendinden geçmiştir. Eğer illa ki bu olayın sorumlusu bir şarkı bulacaksak, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Underneath the Waves&lt;/span&gt;, bunun için biçilmiş kaftandır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Room 429&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cop Shoot Cop&lt;/span&gt; isimli gruba tribute edilmiş bir cover şarkıdır. Albümün genel yapısına, en azından hızına fazla uymasa da, ne Devin Townsend’ın ne de grubun böyle bir takıntısı mevcuttur. Keyboard fazlasıyla ön plandadır ve Townsend, albümün genelinden çok farklı bir tonda (sanki başka biri vokallere geçmiş gibi) şarkı söylemektedir. Albümün son şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Spirituality&lt;/span&gt; de benzer bir yolu takip eder. Devin sanki bu dünyadan sıkıntısını Tanrı’ya duyurmaya çalışmaktadır ama sorun duyacak kişinin gerçekte varolup olmamasıdır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm mid-tempo iki şarkıyla bitmiş olsa da, sonuna geldiğinizde yorulduğunuzu hatta tükendiğinizi hissedersiniz! Kazara sesi sonuna kadar açılmış bir mp3 player’da tesadüfen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Detox&lt;/span&gt;’a falan rastgelirseniz, kulaklarınızın tükendiğini, sağır olmaya yakın olduğunuzu hissedebilirsiniz. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;City&lt;/span&gt; aslında amacına ulaşmıştır. Çünkü amacı rahatsız etmek, “suuus” dedirtmek, isyan etmeye yeltendirmektir. Bu dünyada, bundan başka hiçbir albüm, bu konuda daha fazla başarılı olamaz. Başyapıt!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-792567607154835050?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/792567607154835050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-city-1997.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/792567607154835050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/792567607154835050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-city-1997.html' title='strapping young lad - city (1997)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjI7mOQRwI/AAAAAAAAACo/FDfDJIYMTVY/s72-c/city.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-7579665822602927739</id><published>2009-10-16T20:41:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:27:58.422+03:00</updated><title type='text'>ocean machine - biomech (1997)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJNwIbpWI/AAAAAAAAACw/2swEsMrVne4/s1600-h/ocean+machine.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJNwIbpWI/AAAAAAAAACw/2swEsMrVne4/s320/ocean+machine.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393281791871919458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Devin Townsend'ın, &lt;a href="http://alelademotif.blogspot.com/2009/03/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Punky Brüster'&lt;/span&gt;daki punk-pop-rock konseptinden sıyrılması ve kendi diyarlarına dönmesi, yalnızca bir senesini aldı. Bugünlerde - popüler şekliyle - 'progresif' diye adlandırılan, ama benim daha çok 'yaratıcı' sıfatını vermeyi tercih ettiğim, katmanlı, görece uzun, müzisyenliğin ön planda olduğu ve bir konusu, bir derdi, bir amacı olan müzik, Devin'ın kanında mevcuttu ve akacak kan, onun damarında da uzun kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocean Machine, Devin'ın yeni projesiydi. Strapping Young Lad'in nefret dolu, öfkeli, hırçın ve deli havası, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt;'teki bestelerin derinlikli, daha sakin, daha yumuşak, büyük ölçüde de 'deniz gibi' havasına uymayacağından, Devin, herhangi bir projeye verilmiş en güzel ve en uygun isimlerden birini seçmiş; konseptini, daha paketinden belli etmeye karar vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir nesneye 'deniz gibi' sıfatını vermenin, fazla açıklayıcı olmadığının farkındayım, ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt; için verilebilecek en açıklayıcı ve en kapsayıcı tanımın bu olduğundan da bir o kadar eminim. Şarkılarda belirli bir konsept olmasa da, albüm başından sonuna dinlenildiğinde; birbirini takip eden, bazen coşkulu, bazen durgun ve en sonunda da sakinleşip yok olan bir dalganın varlığını hissetmek hiç de zor olmuyor. Şarkı sözlerindeki samimiyet, insani duygulara meraklı bir bakış açısı ve tamamen kişisel birkaç yan, albümün 'bio' yanını oluştururken; bir çok şarkıda kendini belli eden ve prodüksiyon ile iyice açığa çıkan endüstriyel-mekanik tonlar da, albümün 'mech' yanını temsil ediyor. Müzik, o ana dek çıkmış herhangi bir Devin Townsend albümünden çok farklı olarak, daha mid-tempo, daha katmanlı ve kesinlikle daha 'dinleyici-dostu'. Ancak bu son sıfatı, sadece Strapping Young Lad'in aksine, müzikte kendisine yer bulmayan aşırı hızlı gitarlar ve sürekli tekrar eden double-bass davullara bağladığımı; yoksa albümün hala ticari olmanın fersahlarca ötesinde olduğunu belirtmem gerektiğini söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt;, birçokları gibi, bence de, üç kısımdan oluşuyor. İlk kısımda, Devin fanlarının bekleyebileceği rock-metal ağırlıklı dört şarkı yer alıyor. Alfred Lord Tennyson'ın şiirlerinden biriyle açılan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seventh Wave&lt;/span&gt;, son derece akılda kalıcı bir riffe ve kesinlikle çok başarılı vokallere sahip, yaratıcı ve tekrar tekrar dinlenilesi bir şarkı. Devin'ın "çünkü sen hiç yalnız değilsin... yalnız olsan bile - ki yalnız değilsin -, yedinci dalgayı izle" deyişi her şeyiyle dört dörtlük bu albümün, bana göre en samimi ve en mükemmel dizelerini oluşturuyor. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Life&lt;/span&gt; ile bağlandığı kısım gerçekten bir dahinin elinden çıkmış gibi duruyor - ki zaten öyle - ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Life&lt;/span&gt;, bana göre albümün en 'kolay' (bunu Devin Townsend şarkılarını baz alarak söylediğimi hatırlatmak isterim!) şarkısı olarak, biraz geri planda kalıyor. Neyse ki ilk bölümün üçüncü şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Night&lt;/span&gt; mükemmel riffleri ve hüzünlü sözlerine rağmen hareketli altyapısı ile albümü yeniden rayına sokmayı başarıyor. İlk bölümün son şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hide Nowhere&lt;/span&gt; ise birçoklarına göre albümün en iyi şarkısı, bana göre de süper bir şarkı ama albümün en iyisi olmak için biraz fazla tekrarlı olduğunu belirtmem gerekiyor. Albümün ikinci kısmı, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sister&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;3 A.M.&lt;/span&gt; gibi iki 'filler' geçiş ile başlıyor. Dört şarkılık fırtınadan sonra, işleri biraz yavaşlatmak için ideal bir yol olduğunu söyleyebilirim. Bu kısa geçişlerin ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Voices in the Fan&lt;/span&gt; akustik bir şekilde başlayıp, benzer havayı devam ettiriyor, ortasından itibaren hızlanmaya başlasa da yavaşlayarak bir sonraki 'filler' &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Greetings&lt;/span&gt;'e bağlanıyor. Albümün üçüncü kısmı, albümdeki en iyi şarkılardan olan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Regulator&lt;/span&gt; ile başlıyor ve birinci kısmın kaldığı yerden upper-mid-tempo bir halde devam ediyor. Ciddi anlamda Devin'ın dahiliğini dinliyoruz bu şarkıda. Bir çok katmandan oluşan şarkı, Devin'ın her türlü (clean, yarı brutal, koro ve scream) vokaline ev sahipliği yapıyor. Şarkının 02:38'den sonrası gerçek bir şaheser! Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Funeral&lt;/span&gt; ise, albümün en zor şarkılarından biri. İlk birkaç dinleyişte "bu ne?" dediğimi çok iyi hatırlıyor, sonra bu şarkıya her gelişimde muhakkak dinlemeye koyulduğumu biliyorum. Baştaki soloların melodikliği, ortadaki çığlıklarla sertleşse de, sonlara doğru yeniden durulan Devin, bir kez daha müthiş yaratıcılığını sergiliyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Funeral&lt;/span&gt;'dan sonra biraz rahatlayayım diyenler, Devin'ın gazabından kurtulamıyorlar elbette. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bastard&lt;/span&gt; kesinlikle albümün en kompleks, en zor ve en 'progresif' şarkısı. Daha en başındaki gitarlar, kelimenin tam anlamıyla 'dalgalar' gibi hücum ediyorlar. Tam altı dakika boyunca dinliyor ve şahit oluyoruz karaya çarpışlarına. 06:05'te ise, kızmaya, kabarmaya başlıyor deniz. Tam "tamam artık delirecek Devin" dediğinizde ise, duruluyoruz. Duruluyor, ama bitmiyoruz. Albümün en iyi, tüm Devin diskografisinin ise en karanlık, en dehşetengiz şarkılarından biri ile albümü bitireceğiz daha: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Death of Music&lt;/span&gt;. Şarkının anlatmak istediği şeyin ne olduğunu buraya yazmanın herhangi bir anlamı olduğunu düşünmüyorum, çünkü biliyorum ki bu şarkıyı dinleyen herkes, şarkıda kendine ait bir şeyler bulacak. Şizofreniden, sevdiğin insanların ölümüne; müziğin bir duygu oluşundan, her duygunun ölümlülüğüne kadar bir çok şey sıralayabilir, bir çok gereksiz söz sarfedebilirim. Ama yalnızca Devin'ın şarkının son beş dakikasında, cennet inmiş bir melek gibi söylediği sözlere ve özellikle de "sanki ölüm, müzikal oluyor gibi" derkenki vokaline dikkat çekmek istiyorum. Tam anlamıyla olağanüstü, epik bir şaheser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocean Machine projesi, ne yazık ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt; ile sınırlı kaldı ve Devin, başka projelerine daha fazla ağırlık verdi. Bir daha benzer tarzda bir albümü, besteleri, ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terria&lt;/span&gt;'da açığa çıkarttı ancak, o her ne kadar aksini iddia etse de, en azından onun müziği ölümlü olmadığından, şimdilik &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Biomech&lt;/span&gt;'i tekrar tekrar dinlemeli ve bu keyfi sonuna kadar sömürmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Dipnot: Albümün Japonya basımında yer alan bonus şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Thing Beyond Things&lt;/span&gt;, "iyi ki albümde yok" diyebileceğim türden bir şarkı. Bunun sebebi, şarkının kötülüğü değil, aksine bir hayli güzel, akustik ve sağlam bir beste... Ancak, ne yazık ki Biomech'in konseptiyle hiçbir şekilde alakalı değil (çocukluktaki rüyaların, yaşla birlikte kararması ile ilgili bir şarkı) ve bu yüzden albüm değerlendirmesinde kendisine yer vermedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-7579665822602927739?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/7579665822602927739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ocean-machine-biomech-1997.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7579665822602927739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/7579665822602927739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ocean-machine-biomech-1997.html' title='ocean machine - biomech (1997)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJNwIbpWI/AAAAAAAAACw/2swEsMrVne4/s72-c/ocean+machine.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-2701017043659739557</id><published>2009-10-16T20:38:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:29:04.803+03:00</updated><title type='text'>punky brüster - cooked on phonics (1996)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJe7rYRfI/AAAAAAAAAC4/0ftcGWsJU_g/s1600-h/Punky%2BBruster%2B-%2BCooked%2BOn%2BPhonics.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 314px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJe7rYRfI/AAAAAAAAAC4/0ftcGWsJU_g/s320/Punky%2BBruster%2B-%2BCooked%2BOn%2BPhonics.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393282087029065202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünya ondan yeni bir Strapping Young Lad albümü beklerken, Devin Townsend elbetteki onlara uyacak değildi! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt;'de birlikte çalıştığı davulcu Adrian White ve ileride (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ocean Machine)&lt;/span&gt; çalışacağı bas gitarist John Randahl Harder ile birlikte, kafasındaki yeni projeyi hayata geçirmeye karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konsept, Devin Townsend'dan beklenilecek şekilde, müzik piyasasının döüştürdüğü, yozlaştırdığı, birbirine benzettiği gruplarla alakalıydı. Sözümona Polonyalı bir death metal grubu olan "Cryptic Coroner", boktan bir barda ultra-hızlı death şarkılarını çalmaya başladığı anda yuhalanır ve bir anda paniklemeye başlar. O anda tarzlarını (ve hatta isimlerini!!) değiştirmeye karar veren grup elemanları, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Greenday&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Offsprings&lt;/span&gt; tarzında pop-punk yapmaya başlarlar. Seyirci bu yeni şarkıları öyle sever, öyle sever ki, grup sonunda tamamen piyasa bir pop-punk grubuna dönüşür ve elbette paraya para demez!!! Fakat sorun şudur: grup kökleri olan metalle, geleceği olan para arasında 'sanatsal bir çıkmaz' yaşamaya başlar ve belki de 'satış' parası, onlara batar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir konsepti yaratabilecek kaç beyin, böyle bir projede yer alabilecek kaç eleman vardır konusunu bir kenara bıraksak bile, bütün albümü, bir yandan death metal bir yandan punk-pop-rock tarzından besteleyebilen, bunu bir metal dinleyenine dinletebilen ve gerçekten çok çok kaliteli bir albümü, hem de bir önceki albümüyle tamamen alakasız bir tarzda, yaratmayı başaran Devin Townsend şüphesiz takdiri hak eder! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Recipe for Baits&lt;/span&gt; albümün hikayesini takdim eder, aşırı sert bir death metal şarkısından, boktan bir Amerikan pop-rock şarkısına evrilir. Devin Townsend'ın brutal vokallerinden, punk vokallerine geçişi gerçekten aşmış bir olaydır ve şahit olunması farzdır! 05:50'den sonraki "para mı, müzik mi?" tartışması arasında, şarkının bir punk bir death metal olması ise başlı başına sanatsal bir olaydır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fake Punk&lt;/span&gt; tam anlamıyla bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Greenday&lt;/span&gt; şarkısı rip-off'u gibi durmaktadır; ama hemen hemen aynı melodi sıradaki şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Metal Dilemma&lt;/span&gt;'ya geçiştikten sonra, Devin ancak bir buçuk dakika dayanabilir, başlak çığlıklara, gitar sololarına ve şarkı bir anda 'metal'e evrilir. Aynı sekans bir kez de EZ$$'da karşımıza çıkar. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oats, Peas, Beans and Barley&lt;/span&gt; ise - tanımlaması tuhaf olsa da - resmen punk-grind bir şarkıdır ve üzerinde black metal çığlıkları barındırır! Evet aynen okunduğu gibidir, ve bu satırların yazarı dahil, herkes bunun nasıl olduğunu anlayamamaktan muzdariptir. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Wallet Chain&lt;/span&gt; ismiyle müstesna bir punk şarkısıdır, tıpkı kendisini takip eden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heinous Anus&lt;/span&gt; (İğrenç Anüs) gibi! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;(Be My) Heavy Metal Mama&lt;/span&gt; rocktan metale bir çok türü içinde barındırsa da, yine de grup üyelerini bile memnun etmez. Ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Crusty's at the Ivanhoe&lt;/span&gt; punk rifflerine rağmen bir hayli sert bir şarkıdır. Belki de hayali grubumuz ilk kez kendinden memnun olmaktadır. Ancak bu memnuniyet kısa sürecektir. On dört dakikayı aşan süresi ile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Picture of Myself/Metal Heads Are Punk Rock/Larry's O&lt;/span&gt; üçlemesi sanatsal bir şahaserdir. Önce bir ödül töreninde çalınan sıradan bir rock şarkısıdır, sonra punklaşır, en sonunda biraz metale döner ama punk olarak son bulur! Son şarkı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Metal Heads Are Punk Rockers&lt;/span&gt;, hayali grubumuzun 'doğru yolu' punkta bulduğunun, biraz sert de olsa, açık bir kanıtıdır. Para bir kez daha sanatı yenmiştir. En azından hikayede öyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Punky Brüster, bir daha kurulmamak üzere dağılsa da, Devin Townsend yine yapacağını yapmış, müzik endüstrisini yerden yere vururken; dinlemesi de, hikayesini okuması da çok zevkli bir çalışmaya imza atmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-2701017043659739557?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/2701017043659739557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/2701017043659739557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/2701017043659739557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/punky-bruster-cooked-on-phonics-1996.html' title='punky brüster - cooked on phonics (1996)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJe7rYRfI/AAAAAAAAAC4/0ftcGWsJU_g/s72-c/Punky%2BBruster%2B-%2BCooked%2BOn%2BPhonics.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-60472488378603268</id><published>2009-10-16T20:37:00.003+03:00</published><updated>2009-11-01T23:58:19.794+02:00</updated><title type='text'>strapping young lad - heavy as a really heavy thing (1995)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJyq9OPhI/AAAAAAAAADA/yOcf5la1CNg/s1600-h/syl-haarht.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJyq9OPhI/AAAAAAAAADA/yOcf5la1CNg/s320/syl-haarht.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393282426137886226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Müzik piyasasından ağzı yanmış, klişeleri ile işini bitirmiş; aradaki demo macerası, belki de hiç istediği gibi gitmemiş, hırçın, kızgın ve hiç şüphesiz deli Devin, 1995 yılında, artık her şeyiyle kendisine ait, kendisi gibi ve müzik piyasasının hiç de hazır olmadığı ilk Devin-ürününü piyasaya çıkarttı. Sonraki yıllarda kemikleşecek bir kadrosu olsa da, ilk &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Strapping Young Lad&lt;/span&gt; ("Sargılayan/Kırbaçlayan Genç Çocuk" anlamına geliyor) albümü, Devin Townsend'ın kendi ismiyle albüm çıkartmaya başlamadan önce, belki de kendisini en iyi tanımlayan projesiydi. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt; ("Gerçekten Sert Bir Şey Kadar Sert") adının hakkını veren inanılmaz bir albümdü. Sert, keskin ve ultra-hızlı gitarlar, bazen cehennemden (çığlık), bazen araftan (brutal-koro), bazen de cennetten (clean) gelirmiş gibi davranan vokaller, kesinlikle hasta bir kafadan çıktığı belli olan kimi zaman neşeli, kimi zaman şizofrenik derecede karamsar şarkı sözleri, death-grind tonda sürüklenen davul partisyonları, ve henüz isim almamış olsa da bugün endüstriyel-metal diye adlandırılan türün olmazsa olmaz keyboard/programlama/sample numaraları ile albüm, başlı başına bir tür yaratacak kadar orijinaldi. Devin Townsend, besteler ve prodüksiyon konusunda ciddi anlamda bi devrim yaratmıştı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt;'in prodüksiyonu ve soundu, bundan on dört yıl önce çıkmış bir albüm yerine, sanki henüz raflarda kendisine yer bulmuş, pahalı bir metal prodüksiyonunu andırıyor. Her bir enstrümanı ayrı ayrı, net bir şekilde duyurabildiği gibi, içinden çıkılmaz bir de kaotik atmosfer yaratıyor. Albümde yer alan seçme müzisyenler (davullarda Adrian White, Chris Bayes; basta daha sonraki albümlerde de yerini koruyacak olan Byron Stroud; bazı şarkıların ritm gitarlarında da yine daha sonraki yıllarda kalıcı eleman olacak Jed Simon) gerçekten başarılı işler çıkartıyorlar. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Heavy As A Really Heavy Thing&lt;/span&gt;, tüm zamanların en başarılı debut albümlerinden biri oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün açılışını yapan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;SYL&lt;/span&gt;, bugüne kadar yapılmış tüm Strapping Young Lad albümlerinde kullanılan sert riffler, ultra hızlı vokaller ve ritmik-melodik-groovy şarkı yapısı formülü ile daha ilk saniyeden beynimizde yer etmekle kalmıyor, olağanüstü nakaratındaki "ben yeni çağın gelişiyim" sözleri ile Devin'ı ve onun muhteşem diskografisini en başından müjdeleme görevini de başarıyla yerine getiriyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;In the Rainy Season&lt;/span&gt;, dominant bir bas melodisi üzerine yerleştirilmiş doom-style riffleri (bugün &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Meshuggah&lt;/span&gt;'ın yazdığı stile çok benziyor) ve operatik vokalleri ile albümün endüstriyel yanına katkıda bulunurken; hemen ardından gelen &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Goat&lt;/span&gt;, Devin'ın tempoyu düşürmeyi tercih ettiği ender bestelerden birine evsahipliği yapıyor. Dördüncü sırayı alan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Cod Metal King&lt;/span&gt;, bana göre hem bu albümün en iyisi, hem de tüm Devin diskografisinin en iyi şarkıları arasında yer alıyor. Şarkıyı açan 80'ler keyboardları 00:50'den itibaren öyle gitarlarla birleşiyor ve şarkı üçüncü dakikasından itibaren öyle bir hal alıyor ki herhangi bir tarifin çok ötesinde yer alıyor! Tek kelimeyle bir başyapıt. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Happy Camper&lt;/span&gt;, Devin'ın zaman zaman yapmayı çok sevdiği türden grind-tarzında bir şaşırtmaca, küçük bir şaka. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Critic&lt;/span&gt;, kesinlikle albümün en iyilerinden biri ve özellikle de 02:38'den sonraki gaz kısmıyla insanı yerden yere vuruyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Filler-Sweet City Jesus&lt;/span&gt;, adının hakkını verir derecede ('boşluk dolduran'), albümle alakasız ama kaliteli bir şarkı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Skin Me&lt;/span&gt;, bu kısa aranın kaldığı yerden başlayan ama gittikçe temposunu arttıran, sağlam bir beste. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Drizzlehell&lt;/span&gt;, neredeyse &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Skin Me&lt;/span&gt; ile kardeş bir şarkı ve kesinlikle kayda değer bir vokal performansı içeriyor. Albümü kapatan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Exciter (+ Satan's Ice Cream Truck)&lt;/span&gt; ise, gerçekten arızalı bir beyinden çıkabilecek ölçüde sakat bir şarkı. Şeytanın Dondurma Arabası'ndan ne çeşit bir ses çıkmasını bekliyorsanız, emin olun, o ses, bu şarkıdan çıkıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak Devin, kariyerine öyle sağlam bir başlangıç yapıyor ki, bütün dünya ondan 'aynen bu yolda devam etmesini' bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyük hata!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-60472488378603268?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/60472488378603268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-heavy-as-really.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/60472488378603268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/60472488378603268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/strapping-young-lad-heavy-as-really.html' title='strapping young lad - heavy as a really heavy thing (1995)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjJyq9OPhI/AAAAAAAAADA/yOcf5la1CNg/s72-c/syl-haarht.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-5745639449693940131</id><published>2009-10-16T20:33:00.002+03:00</published><updated>2009-10-16T22:32:03.047+03:00</updated><title type='text'>ir8 - ir8 (1994)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKLetpr5I/AAAAAAAAADI/3EYCJwqguAo/s1600-h/ir8.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 202px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKLetpr5I/AAAAAAAAADI/3EYCJwqguAo/s320/ir8.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393282852348080018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;IR8 ("Irate"in bir başka şekilde yazılışı), kısa ömürlü, üç şarkılık ve belki de ölü-doğan bir projeydi. Devin Townsend, Steve Vai ile çıktığı turneden yeni dönmüş, o zamanlarki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Metallica&lt;/span&gt; basçısı Jason Newsted (bas/vokal)ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Exodus&lt;/span&gt; davulcusu Tom Hunting (davul) ile kısa bir zaman içinde bir araya gelmiş; ve ortaya Townsend'ın yalnızca gitarlarını üstlendiği, o zamanlar için ümit verici ama bugünden geriye bakıldığında Newsted'in berbat vokalleri ve Townsend'ın bugüne dek bazı Strapping Young Lad şarkılarında kullanmış olduğu sağlam riffleri dışında pek göze batmayan bu demoyu piyasaya sürmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece sıradan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Colossus&lt;/span&gt; ile açılan demonun en iyi şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nothing&lt;/span&gt;, bir hayli sağlam gitar riffleri ve iyi davul partisyonları ile ileride kimi şarkılara ilam kaynağı olmayı başarıyordu. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Black on Black&lt;/span&gt; ise yalnızca içerdiği sololar ile bir nebze olsun dikkat çekmeyi başarıyor, ancak bu üçlü, yalnızca sıradan bir demo meydana getirebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newsted ve Hunting, 1995 yılında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;IR8&lt;/span&gt; adı altında bir demo daha (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sexoturica&lt;/span&gt;) yayımlasalar da - ki 2003 yılında her iki demo, bir split-ep şeklinde tekrar piyasaya sürülecekti -, proje uzun ömürlü olmanın çok uzağında, Devin Townsend diskografisinin de - her anlamda - en altında kaldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-5745639449693940131?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/5745639449693940131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ir8-ir8-1994.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5745639449693940131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/5745639449693940131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/ir8-ir8-1994.html' title='ir8 - ir8 (1994)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKLetpr5I/AAAAAAAAADI/3EYCJwqguAo/s72-c/ir8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4092840374384618983.post-6139694601584864209</id><published>2009-10-16T20:27:00.004+03:00</published><updated>2009-10-16T22:33:00.392+03:00</updated><title type='text'>steve vai - sex and religion (1993)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKaIKXt8I/AAAAAAAAADQ/4UF_4ClM_dw/s1600-h/Steve+Vai+-+Sex+%26+Religion+-+Front.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKaIKXt8I/AAAAAAAAADQ/4UF_4ClM_dw/s320/Steve+Vai+-+Sex+%26+Religion+-+Front.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393283103992559554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ünlü rock gitaristi Steve Vai, Frank Zappa ile çalışmalarından sonra, 1984 kendi adına çıkarttığı ilk albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Flex-Able&lt;/span&gt; ile fazla ümit vermemiş olsa da, 1990 yılında piyasaya çıkan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Passion and Warfare&lt;/span&gt; albümü ile altın plak kazanarak, kariyerinin zirvesine çıkmıştı. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Passion and Warfare&lt;/span&gt;'in bu sıradışı başarısı (enstrümental bir albümün bu kadar başarılı olması, şüphesiz 'sıradışı' olarak adlandırılmalıydı!), Steve Vai'e ciddi bir kayıt imkanı tanımış, o da bu fırsatı Terry Bozzio (davul) ve T. M. Stevens (bas) gibi ünlü müzisyenler ve, o sıralarda yeni keşfedilmiş olan ultra-yetenekli vokal abidesi ve gitarist Devin Townsend ile biraraya gelip, tüm müziği bir 'grup' olarak kaydedeceği yeni bir albüm hazırlamaya karar vererek değerlendirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak işler umulduğu gibi gitmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sex &amp;amp; Religion&lt;/span&gt; hem ticari açıdan, hem de fanların gözünde gerçek bir hayalkırıklığı oldu. Aksilikler henüz kayıt aşamasında başlamıştı. Steve Vai, sözde bir grup olarak başladığı kayıtlara, bir diktatör gibi devam etmekte bir sakınca görmemiş; bu durum özellikle tecrübeli müzisyenler Bozzio ve Stevens'ı büyük bir hayalkırıklığına uğratmıştı. 13 şarkılık albümde yalnızca tek bir şarkı (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pig&lt;/span&gt;), bahsi geçen grubun bir elemanı (Townsend) ile ortaklaşa bestelenmiş - bir şarkıda (&lt;span style="font-style: italic;"&gt;In My Dreams with You&lt;/span&gt;) da, ünlü besteci Desmond Child ve Roger Greenawalt, Vai'ye yardım etmiş -, geri kalan bütün şarkılar yine Steve Vai ürünü olarak kalmıştı. Kayıt süreci öyle çalkantılıydı ki, turnede yalnızca - o sıralar hala çömez olan - Devin Townsend, Steve Vai ile birlikte çalışmış, geri kalan rollere, başka müzisyenler yerleştirilmek zorunda kalmıştı. Grubun düşünülen adı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Vai&lt;/span&gt; de bir kez daha &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Steve Vai&lt;/span&gt; haline dönüştürülmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm, bolca gitar numarası ile süslü, basit bir rock albümü olmanın ötesine geçmedi. İlk klip, albümün en piyasa şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;In My Dreams with You&lt;/span&gt;'ya çekildi. Albümde kayda değer denilebilecek şarkılar arasında bile yer almayan bu piyasa ürün, ne yazık ki, hedef kitlesini bile tatmin etmedi. Oysa &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Here and Now&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Still My Bleeding Heart&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Survive&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pig&lt;/span&gt;, bir önceki albüm &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Passion and Warfare&lt;/span&gt;'de dahi öne çıkabilecek şarkılardı. Albümün tamamında müzisyenlik üst düzey olsa da, yayımlanışından on altı yıl sonra bile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sex &amp;amp; Religion&lt;/span&gt; denildiğinde akla gelen en önemli şey, hala, kayıtlar tamamlandığında henüz 19 yaşında olan, Devin Townsend'ın akılalmaz vokali oluyor! O sıralar, değil mainstream, underground gruplarda bile nadir rastlanan çığlık vokalleri, hala rastlanmayan katmanlı vokaller ve elbette harika ses tonu ile birleştiren Devin Townsend, bu sıradan albümün, belki de en sıradışı ve en heyecan verici şeyi olmuştu. Beste yeteneğini dahi, bestecisi olduğu tek şarkıya (albümün en kompleks şarkısı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Pig&lt;/span&gt;) sokuşturmayı başaran Devin için, önemli olan bir başka nokta da, daha ilk albümünün kayıt aşamasında karşısına çıkan 'music-business' ve onun kirli yanı ile tanışması oldu. Kayıt boyunca yaşanan aksilikler ve turnede çıkan olaylar Devin'ı müzik-piyasasından öyle bir soyutladı ki, Devin kendi müzik firması HevyDevy Records'ı kurdu ve bir daha geri dönmemek üzere, bu piyasadan ayrıldı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4092840374384618983-6139694601584864209?l=devintownsend-tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/feeds/6139694601584864209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/steve-vai-sex-and-religion-1993.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/6139694601584864209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4092840374384618983/posts/default/6139694601584864209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://devintownsend-tr.blogspot.com/2009/10/steve-vai-sex-and-religion-1993.html' title='steve vai - sex and religion (1993)'/><author><name>Tender Branson</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04934100696204388933</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_02tQpS-8E88/StjKaIKXt8I/AAAAAAAAADQ/4UF_4ClM_dw/s72-c/Steve+Vai+-+Sex+%26+Religion+-+Front.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
